Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap buram buram epiklik kokuyor.
Buz ve Ateşin Şarkısı'nı, Kralkatili Güncesini, Celtinmen Piçler'i okudum ama aralarında açık ara en epik olan buydu.
Fırtınaışığı Arşivi serisini türdeşlerinden ayıran en önemli şey de bence bu. Diğer hiçbir seriye benzememesi, bambaşka bir dünyada geçmesi.
Bambaşka bir dünyadan kastım sahi sahi "bambaşka" bir dünya. Bu dünyada tanıdık hayvanların neredeyse hiçbirisi yok, aynı şey tanıdık bitkiler için de geçerli. Tanıdık iklim değişiklikleri yok, tanıdık ahlak kuralları yok. Tam da bu sebepten kitabı okurken ilk 100-150 sayfa "ne okuyorum ben?" diyorsunuz ve kitabın yarısı evreni anlatmakla geçiyor.
Sonrası ise bambaşka bir mesele.
İyi oturtulmuş ve üzerine yıllarca düşünülmüş bir kurgu, sağlam karakterler, kendini kabul ettiren sebep-sonuç ilişkileri ve bunun üzerine rengarenk bir baharat gibi eklenen fantazya.
İşte karşınızda müthiş bir epik fantastik serisi kremcikler. Hepinize keyifli okumalar dilerim.
Kitap boyu “Ne anlatıyorsun be abi?” Deyip durmak istiyorsanız okuyabilirsiniz. Üç hikaye okudum, bunlardan sonuncusu Alemdağ’da Var Bir Yılan’dı. O bitince benim de kitapla işim bitti. Anlamsız sözlerden, saçma sapan atlamalardan ve üç saniyelik garip olaylardan oluşuyor. Bu kitaba yüksek puan verenlerin de neden verdiğini anlamak pek mümkün değil. Modern hikayecilik demek kimseye bir şey ifade etmeyen sözleri bir araya getirmekte kalsın, ben almayayım.