En çok konuşmak istediğin kişiye susmak ne tuhaf, kelimeler boğazına kadar gelir ama dudaklarından geçmez, çünkü anlatsan hafifleyeceksin ama söylemek her şeyi gerçek kılacak diye korkarsın. Ben de sustum, sana değil kendime sustum aslında, çünkü biliyordum, söyleyeceklerim seni değil, sadece beni değiştirecekti. Sen yine aynı kalacaktın, ben ise artık inkâr edemeyeceğim bir gerçeğin içinde yaşayacaktım. Garip olan şu ki, sevdiğin kişiye değil, sevildiğini sandığın ihtimale bağlanıyorsun çoğu zaman, bir bakışa anlam yüklüyorsun, bir cümleyi günlerce içinde çeviriyorsun, ve sonunda kendi kurduğun duygunun içinde kayboluyorsun. Sen bana hiçbir şey vaat etmedin, ben sana her şeyi yükledim, işte en büyük yanılgı buydu. Bazen karşıdaki değil, içindeki boşluk seviliyor, ve o boşluğu dolduracak bir hayal bulduğunda ona tutunuyorsun. Ama hiçbir hayal sonsuza kadar taşınmıyor, bir yerde omuzların yoruluyor, kalbin susmayı öğreniyor, ve gözlerin artık görmemeyi seçiyor. Ben de oradayım şimdi, ne sana kırgınım ne de kendime kızgın, sadece ilk defa bu kadar net görüyorum, bazı duygular yaşanmak için değil, anlaşılmak için var. Ve sen, benim için yaşanmış bir şey değil, çözülmüş bir bilmecesin artık.