Durdu, düşündü ve sonra bana, Nermin Hanım’ın söylediklerini anlattı. Yine, yorum yapmaktan kaçınarak başka birinin anlattıklarını bana nakletmekle yetinmişti. Nermin hanım, Handan’ın komşusuydu ve ailecek anneannemi çok severlerdi. Nermin hanım da, annesi de dindar, beş vakit namazında insanlardı. Erzincanlıydılar ve Erzincan depreminin acılarını yaşamışlardı. Nermin Hanım’ın söylediklerini şöyle aktardı:
“Erzincanda da çok Ermeni varmış. O kırım günlerinde Ermeni kadınlar giderken Müslümanlara demişler ki, ‘Bu topraklar size yar olmayacak! Buralar size kalmayacak, bu topraklarda rahat yüzü görmeyeceksiniz!’
Gün geçmiş devran dönmüş bir gün Erzincan depremi olmuş, depremde taş taş üstünde kalmamış. Binlerce insan ölmüş. İşte o zaman Müslümanlar birbirlerine demişler ki, ‘Ermenilerin ahı tuttu’ “
Dünyada bu hayvanlardan çok kalmadı. Bu topraklar onların, Bizlerse davetsiz misafirleriz. Bir leoparı, üstüme atlayacak olsa bile öldürebileceğimi sanmıyorum. Kendi hayatımı kurtarmak için bile.
Kapitalizm seni klişelerle yaşamayı sen anlamadan ikna ediyor. Kurtulmak da istemiyorsun bir noktadan sonra… İyi ev, iyi araba, daha iyi ev, daha iyi araba… Arada durup asıl istediğini unutturuyor sana, seni öyle bir yarışa sokuyor ki hayal kurmanı bile sansürlüyor.