Çünkü insan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de kötülüğü de, acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı. Evet işte böylesine aptal bir canlıydı insan….
Hayvanların duygularından emindim, çünkü yalan söylemeyecek kadar saftılar. Ama insan denen o ölümlü mahluk, her türlü belanın, her türlü melanetin kaynağıydı. Kahramanına da, hainine de, cesuruna da, korkağına da, yaratıcısına da, yıkıcısına da, asla güvenilmezdi. Birbirlerine yaptıkları kötülükler yetmezmiş gibi, kurdundan kuzusuna, çiçeğinden ağacına her türlü canlıya zarar vermekten çekinmezlerdi. Ne çekinmesi, bu kötülükten zevk alırlardı.
Sayfa 164 - Yapı Kredi Yayınları | Zeus’tan alıntı.
“Hiç dert etme, ben ilgilenirim Deniz’le. Sadece sabah 11’de işim var. Türkiye’den Berlin’e gelmek zorunda kalan politik göçmenlerle dayanışma toplantısı. Ondan sonra boşum. Okuldan parka götürürüm, hayvanat bahçesini istiyor ama ben hayvancıkları orada görmesine razı değilim. Bahçe filan değil, hapishane orası, hemen kapatılması lazım.” Türkiye’deki darbe öncesinde iki yıl hapis yattıktan sonra hiçbir canlının tutsak edilmesine gönlü razı olmuyordu Yaman’ın.
Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları | Yıldız’ın babası Yaman’dan alıntı.
Çocuklarından nefret edenler sonsuza kadar nefretle anılacaktır. İster ölümlü olsun, ister ölümsüz, kendi soyuna ihanet edenler, ihanetin en korkuncuyla cezalandırılacaktır.