‘Köylüler bence daha en az 80 yıl sürecek ağır bir uykunun içinde. Bizim bir şairimiz vardır; adı Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır. Onun dediği gibi:
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna
Uyandırmazsan uyanacak değil
Herkese anlatmak istiyorum ama gücüm yetmiyor. Kitaplıklar konusu önemlidir. Beyler bunu iyi anlamak gerekir. Arkadaşlar bu iş ya seviyle, aşkla yapılır ya da yapılmaz… Ben Ürgüp dışında bir yere gittim mi, önce kitaplıklara uğrarım. Ancak insanlar İstanbul’da bile oralara pek uğramıyor. İl milli eğitiminde çalışanlar bile kitaplıkların yerini bilmiyor. Son gittiğimde İstanbul’un Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi’ni görmek istedim. Ne yazık, orası da bir harabeydi. Odalar nemli tuvaletler pisti. Görevliler arasında bu güzel mesleği hakkıyla bilen yoktu. Görevlilerden birine nerden geldiğini sordum; “Ben Gebze’de işgörendim. Partiden yardımcı oldular. Buraya memur olarak atandım.” dedi. Kartların konulduğu kutuları açıp baktım, çoğu bomboştu. Eskiden var olan, bakanlıkça yeni yollanan kitapların hepsi kartlara yazılmamıştı… Kendimi tanıtıp birkaç soru daha sormak istediğimi söyledim. O Gebze’den gelen görevlinin gözlerine baktım, adımı duymamış bile. Sorduğum sorulara da doyurucu yanıtlar veremedi. Hatta yanıt verme isteği duymadı. Acı bir durumdur bu, Türkiye’ye özgü acı bir durumdur. Aydınlık düşmanları hala güçlü, dostlarıysa çok dağınık. Bu da ruhları öldürüyor. İnsanların cesareti kırık. Örneğin benim başıma bu olumsuzluklar geldi. Üç kişi yazı yazıp savunmadı, durun kardeşim siz ne yapıyorsunuz, diye. O kokuşmuş bürokrasinin üstüne gitmedi… Ama ben umudumu yitirmeden her zaman, her yerde ne diyorum bak yeğenim Dimitrios, istersen defterinin bir köşesine kısaca bunu da not ediver: Galip sayılır bu yolda mağlup!’
‘Gerçekten para yok. Var ama başka işlere harcanıyor, kitaplıklara yok. Koskoca bir Türkiye, daha bütün illerine kitaplık açamıyor. Onlara gereken kadroyu, parayı ayıramıyor. Ben başbakan olsam kitaplıklara önem veririm. Bir toplumun en büyük yerleşiminden küçük yerleşimine kadar her yerinde kitaplıklar varsa, halk kitap okuyorsa o toplum her işine yetip artacak parayı bulabilir. Akıl uyanmayınca kafa çalışır mı? Kafa çalışmayınca para kazanılır mı? Aklı uyandıracak olan da kitap, kitaplık.’