Gam

SErengeti
‘Ülkede olanlarla ilgili en ufak bir şey duyduğumda anksiyete nöbetleri geçirir olmuştum. Her şey tepetaklak gidiyordu ve düzeltmek için elimden bir şey gelmemesi çileden çıkmama sebep oluyordu. Kişisel sorunlarım yetmiyormuş gibi bir de üstüme bunlar çöküyordu. Ülke sanki kanser olmuş gibiydi ve her sabah yeni bir hücresini daha kaybediyordu. O kaybettikçe ben yenilmiş hissediyordum. Ölümünü izlemek değil kurtarmak için ne bileyim bir kemoterapi filan bir şey yapmamız gerektiğini düşünüyordum. Ama karşımda devlet vardı. Durumu sistemli olarak bu hale getiren, kulakları hiç duymayan, sadece koskocaman bir ağızdan ibaret olan devlet. Mütemadiyen çiğniyor, yutuyor ve n’apıyorsun demeye kalmadan suratıma doğru geğiriyordu sanki. Mevzuyu çok şahsi algılamaya başlamıştım. “Hişş, değişik, sana diyorum sana, kürtaj mürtaj nasıl konuşmalar lan onlar öyle, git efendi gibi evlen ve 3 çocuk doğur. İçki mi, kırarım çeneni ne içkisi, ayran var otur iç işte. Öyle kızlı erkekli takıldığınızı da görmeyeyim. Yıkarım sinemanızı, sökerim ağacınızı, akıllı olacaksınız lan! Biz Osmanlı torunuyuz, ecdadımız, örfümüz, ananemiz, biz biz BİİİİİZZZ!” ‘
Sayfa 142 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Gam

, bir kitap okudu
5/10
·168 syf.·
11 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Tezer Özlü
7.7/10 · 4.044 okunma
‘Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanamaz. Hiç kimse…Yeter ki böyle birlik olalım.’
Sayfa 112 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Ağaç Kitap Okusa
‘Emekli olduktan sonra bir gün İstanbul’a gitmiştim. Orada yeni açılan Atatürk Kitaplığı’nda Müfettiş Rasim Beyi gördüm. Kendi kendime; “Acaba burada kimin başını yakıyor bu nursuz herif?” diye sordum. Gene de selamladım kendisini. Rastlaşınca geçip gitmeyi insanlığıma yakıştıramadım. O raporu öyle yazdığı için çok yürek sızısı çektiğini söyledi bana. Öyle yazması için yukarıdan kendine baskı yapıldığını anlattı. Usulca çenesinin altına sokulup, “Yukarıdan kim baskı yaptı?” diye sordum, söylemedi. O yukarısı dediği ben kendimi bildim bileli kitaptan, kitaplıktan hoşlanmaz. İsterse eşekli filan olsun, hele köydeki kütüphaneden hiç hoşlanmaz. Bunu sonra sonra daha iyi anladım. O yukarısı kitap okuyan köylüden, köy çocuğundan hiç hoşlanmaz. Bizim şairlerden Melih Cevdet Anday’ın bir kitabı var. Adı: Rahatı Kaçan Ağaç. Ben pek severim. Kendisi bizim iyi şairlerimizdendir. Bu dediğim kitabı 1946’da çıktı. Kitaba adını veren şiir küçük bir şeydir, ama güzeldir. Ezberi, ezberciliği pek sevmem ama onu gönlümle ezberledim. Durur, durur okurum; Tanıdığım bir ağaç var Etlik bağlarına yakın Saadetin adını bile duymamış Tanrının işine bakın Geceyi gündüzü biliyor Dört mevsimi, rüzgarı, karı Ay ışığına bayılıyor Ama kötülemiyor karanlığı Ona bir kitap vereceğim Rahatını kaçırmak için Bir öğrenegörsün aşkı Ağacı o vakit seyredin. Şair aşk diyor, sen ona dünya diyeceksin, yaşam diyeceksin. Bizim yurdumuzdaki köylü de tıpkı o ağaç gibidir. Eline bir kitap ver, seyreyle ondan sonra şenliği. Ama ağaç kitap okursa, yani bozkırda ahlat ağacı kitap okursa bu dürzüler onları dibinden keser. Sizin Olympos dağındaki gibi en, en yukarıda her zaman karanlıkçılar vardır. Onlar halkın uyanmasından korkar. Uyanırsa, yönetemeyiz sanırlar. Doğrudur, yönetemezler. Çünkü halk uyanırsa kendi kendini
Literatür Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı