Freud, bütün küçük çocukların bir dönemden geçtiğini ısrarla savunur: Bu dönemde çocuklar, ebeveynlerinin cinsel ilişkisine tanık olduklarında, cinsel birleşmeyi kaçınılmaz olarak bir tür kötü muamele ya da şiddet uygulaması olarak yorumlarlar.
On üç yaşında henüz çıraklığa giren bir çocukta bile az zamanda nefsine güven başlar, el emeğine dayanan bir hayatın mesuliyet fikrinin insanoğlunu nasıl yükselttiği görülürmüş.
Tarihçilerimiz Selçuk ile Osmanlı arasındaki farkı, bir hanedan değişmesinde görmekte fazla ısrar eder gibidirler. Biz ise, bu farkın muaşeretten, üsluba, insan ve zevke kadar derinleştiğine inanıyoruz. Selçuk'la Osmanlı, biri öbüninde az çok devam eden iki ayrı alem, yahut daha iyisi, büyük manasında iki ayrı üsluptur. Geniş Rumeli coğrafyasını ve Akdeniz terbiyesini de içine alan bir terkip olan Osmanlı'yı bizim Rönesansımız sayabiliriz. Biz bugün Selçuk'u, geçen asrın başlarında Avrupa'nın Gotik ve Romen sanatlarını yeniden keşfetmesi gibi keşfetmiş bulunuyoruz.