İncelemeyi tekrar okudum, haklısınız çok fazla mübalağalı cümlelerim var, ben de bir katılamadım kendime. Ama bu mektubu okuduğum zamanı iyi hatırlıyorum. O dönem, gün içerisinde sürekli karşılaştığım insanların suratsızlığı, kabalığı ve saygısızlığından dolayı öfke doluydum ve derdimi babama yandığımda bu mektubu okumamı tavsiye etmişti. O öfke ile bu mektup okunduğunda da böyle deli dolu (biraz saçma) bir yazının ortaya çıkması çok normal. Bir de o dönem sokak ropörtajları çok yaygındı, bütün bu öfke üstüne sürekli bu videolara maruz kalmak da insanda akıl mantık bırakmıyordu.
"Yine helak olmamışız" derken bizim milletin ıslahını düşünüp yanlış bir ibare kullanmışım. Bizim, dünya halkı olarak, hepimizin topluca bir ıslaha ihtiyacı var. "Böylesi bir dua nasıl olur da kabul olmaz" tarzı bir yaklaşımda bulunmaya çalışmışım. Yanlış anlaşılma için kusura bakmayın. Zaten yazıda da tamamen Süleyman Nazif taraftarı bir dil kullanmışım. :)
Ama yine de şu noktaya değinmek isterim. Süleyman Nazif'in de Mehmet Akif'in de yazdıklarına empati ile yaklaşıp kendilerini anlasam da, onların yerinde olsaydım, Allah / peygamber makamına "sen" hitabıyla yaklaşıp yakarmam kendi özelimde kalırdı. (Yazmaya/yayınlamaya cüret edemezdim.) Bazı sorular, bazı cevaplar, bazı cümleler bu kadar halka açık şekilde sunulmalı mıdır bilemiyorum... Ama o dönem, böyle yazmak tam olarak yeri ve zamanıymış galiba. O yüzden bu cesarete karşı hayran kalmışım da 10 vermişim ya...
Dikkatiniz, yorumunuz için ayrıca çok teşekkür ederim. :)