Bu mezarda ne kadar tutkulu, günahkar ve isyancı bir yürek saklı durursa dursun, üzerinde yetişen çiçekler bize masum gözleriyle sessiz sakin bakarlar. Yalnızca ebedi huzurdan, “kayıtsız” doğanın büyük huzurundan değil, ayrıca sonsuz barışmayı ve ölümsüz yaşamı da anlatırlar…
Oysa bütün zafiyetlerimiz ve dertlerimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek, başkalarının yelkenleri ve kürekleriyle ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde öne geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz ve elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.
Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize, sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz.