Vajina ile rahim, korku film ve kitaplarında kadının üstünden "iğrenç yaşam formlarını taşıyabilen bir kara delik" şeklinde tasvir edilir.
Özellikle Rosemary'nin Bebeği gibi kült eserlerde kadın üreme organları şeytan boynuzlarına benzetilir. Rahim yeni yaşamlara ev sahipliği yapan kapalı bir kutudur. Bu bağlamda Rosemary, Şeytan tarafından yeni bir "karanlık" mesihe hamile bırakılıyor ve kitap Meryem Ana'nın, Tanrı'dan İsa'ya hamile kaldığında tezat bir tasvire ev sahipliği yapıyor. Spoiler yerine geçeceğini düşünmüyorum bu yüzden belirtmeliyim ki kitapta zavallı kadın "Annelik Kutsaldır" öğretisine dayanarak toplumda yer edinmeye çalışırken "karanlık mesihin" annesi olma mertebesine erişiyor. İyi mi kötü mü bunu okuyarak siz karar verin. Rosemary's Baby Ira Levin tarafından yazılan kültleşmiş bir eserdir, açıkça farkediliyor ki Stephen King çok etkilenmiş olmalı, eserlerinde birden çok değinmeler gördüm:)
50 ve 60'lar Amerikasında büyük bir satanizm ve büyü akımı almış başını gitmişti, ki bu 90'lara kadar etkisini kaybetmedi diye düşünüyorum, meraklısı için araştırıldığında oldukça farklı içerikler bulunabilir bu konuda.
Rosemary'nin Bebeği günümüzde korku anlayışını karşılamasa bile o zamanlar bayağı bir etki bırakmıştı insanlar üzerinde, herkesin korkuları bu yöndeydi, özellikle o dönem, Amerika'da hatayla dağıtılan bir ilaç yüzünden çocuklar canavar gibi doğuyorlardı. Kim ister böyle bir çocuk, ama en çok korktuğun başına gelir derler bilirsiniz...
Eserde aslında açık açık olmasa bile inançsızlığa, mezheplere, dinler arası çatışmaya ve insanın tanrı ile arasındaki bağa değiniliyor.
Kitap basımda yok, bendeki gururla söylemeliyim ki 1970 baskı, sahaflarda vs belki bulabilirsiniz ama kitabın okunması şart değil, filmi izlemek daha mantıklı bence çünkü yönetmen
Bitince çok şükür bitti dediğim, okurken yorulduğum kadar yazarının yazarken yorulmadığını düşündüğüm, Rus klasiği tarzında yazmaya özenip gereksiz yere birçok yerde uzatılan bir kitaptı benim için. Okumasam da olurdu. :(
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma
Başkarakakterimiz Seza, gençliğinde bir rastlantı sonucu tayyare pilotuna aşık olur. Daha sonra çıkan savaş sonucu ondan haber alamaz. Yaşının gelmesi ve akrabalarının yanında kalması sebebiyle paralı kendi halinde bir adamla evlenir ve Mehmet adında çocukları olur. Çok geçmeden kocasını kaybeder. Zengin ve kendinden hayli büyük evli olan Atıf ile aşk yaşamaya başlar. Atıf istediğini aldıkça Seza'dan sıkılmaya başlar. Seza kocasından kalan mirası alabilmek adına Berlin'e gitmek zorundadır. Atıfta onu desteklemektedir. Gittikten sonra Atıf'ın onu başından attığını görecektir. Bu onun ilk yıkımı olacaktır. Daha sonra oğlu Mehmet hastalanacak ve onu da herşeye rağmen kaybedecektir. Bu da ikinci yıkımı oluyor kadının. Tam ondokuz yıl sonra ilk aşkı uçak pilotu Yusufla karşılaşacak bütün kaybettiklerini onda bulmaya çalışacaktır. Ama Yusuf onu kullanıp çantasına para koyup gönderecektir. Tesadüf eseri bunu gören Seza paraları yüzüne fırlatıp üçüncü yıkımını yiyip kendini sokağa atacaktır. Derken bir trafik kazası sonucu hayatını kaybedecektir. Kitabın sonunda ki diyalog Seza'nın hayatının özeti gibi.
Kalabalığa yeni yaklaşan genç bir çocuk önündeki ihtiyar bir serseriye soruyor.
- Ne olmuş kadına ... Neden yatıyor?
Ellerini pantolonunun cebine koymuş olan bu kaldırım filozofu omuzlarını silkerek:
- Ne olacak bayım, diyor. Hiç. Görmüyor musun, hiç olmuş.
Herkese keyifli okumalar :)