Uzun zaman sonra bir inceleme yazma motivasyonu buluyorum kendimde.
Ali Lidar, Eskişehir’de felsefe öğretmeni. Kitaplarını okurken Şirintepe parkından bahsetmesi gözüme çarpmıştı. Evimin çok yakınında olan park. Öyle öğrenmiştim Eskişehir’de yaşadığını. Okuluna gitmiştim imza için. Kendim için değil, onu çok seven bir arkadaşım için. Instagramdan yazmıştım kendisine; arkadaşıma kitabını hediye etmek istediğimi, Eskişehir’de Sirintepe’de yaşadığımı, onun için sakıncası yoksa bir imzalık vaktini alabilir miyimi. Okulunun adını verdi, “Gel” dedi. Teneffüste kitabı imzalayıp “Sigara içer misiniz?” dedi, “Yok” dedik ayrıldık. Şimdi, bu kitabını okuduktan sonra gerçekleşiyor olsaydı bu olay evet derdim. Sorulardan, insanlardan nefret ettiğini bilsem de ona şu soruyu yöneltirdim: “Gerçekten bu kadar mutsuz musunuz?” Bu kadar mutsuzluğa nasıl dayanabilir bir insan bilemiyorum. Sadece üretmek için yazılıp aktarılan hikayeler olmasını umuyorum tüm kalbimle. Açık pembe ojeli kadının da, sanırım adı Melek, onu sevdiğini ümit ediyorum. Öyle değilse de Ali Lidar’a okuduğum bir kitaptan şu alıntıyı yapmak isterdim: “Evet, Rami beni çok kırmıştı. Yalanlar, zamparalik, reddedilme. Fakat asla taşınma kararımdan ötürü ya da bu adamı sevdiğim için aptal olduğumu düşünmedim. Çünkü benim sadakatim, aşkın dürüstlüğü adınaydı. Evet, beni yüzüstü bırakmıştı; ama bu, onun kendi sevme mücadelesinden ötürü böyle olmuştu. Ben cesur kararımla ve aşka bağlılığımla gurur duyuyordum. Her ne kadar bu konuda kusursuz olmasam da her defasında biraz daha ilerliyordum.” Bende iki kitabı daha var ama cesaret edip bu kitabın arkasına onları açabileceğimi düşünmüyorum. Bazı kitapları ve yazarları mutsuzken okumamak gerekiyor. Ali Lidar onlardan biri bence. Son olarak sayfa 163’ten beri kafamda aynı soruyla