Eser, altı öyküden oluşuyor: Sarmaşık, Portobello 22, Kırmızı, Battaniye, Kertenkele, ve İyi Uykular. Bütün öykülerin temelinde bir kayıp yatıyor. Kahraman anlatıcısı olan bu öyküler kahramanın kendisiyle hesaplaşması ve kendini bulmaya çalışması ekseninde dönüp duruyor. Postmodern işleyişin getirdiği metinlerarasılık; hayal-gerçek arasındaki sıkışmışlık; insanın kendine ve çevresine yabancılaşması; iç monolog, bilinç akışı, geriye dönüş teknikleri sıkça karşımıza çıkıyor. Müzik, resim, edebiyat, tiyatro gibi birçok alana gönderme var. Her hikayenin başında bir sanatçıdan alınmış epigraflar da tamamlayıcı bir unsur olarak dikkatimizi çekiyor.
DİKKAT: Buradan itibaren spoiler içerecek ifadeler var.
1- Sarmaşık
Öykünün başlarında sahiplendiği kedisinin ortalıkta olmadığını anlayan kahraman anlatıcı telaşlanarak ve okuyucuyu da bu telaşa ortak ederek kedisini aramaya başlar. Kediyi ararken kahramanımızın da boşanmış olduğu eşini, ölen bir babası olduğunu, çocukluğunu geçirdiği Yeşil Ev’i keşfederiz. Yeşil Ev’in arka bahçesinde babasıyla yaptığı hayali konuşmadan babasına karşı öfkesini, öfkeye rağmen sevgisini ve ona olan benzerliği öğrenmiş oluruz. Anlarız ki sadece kedisini değil, babasını da kaybetmiştir ve bu kayıp kahraman anlatıcımızı çok etkilemiştir.
2-Portobello 22
Yine bir kahraman anlatıcı ve babası var bu öyküde de. Babasının isteğiyle Berlin’e giden anlatıcımız, orada yine babasının isteği üzerine Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okumayı planlamıştır. Kitabı okurken Türk olduğunu anladığı bir kadınla tanışır. Önce aklına korkutucu hikayeler gelen kahraman daha sonra kadınla vakit geçirmekten keyif alıyor. Ancak ertesi gün babasının ölümünü öğrenince söz verdiği görüşmeye gitmez.
3-Kırmızı
Bu sefer kahraman anlatıcı arkadaşıyla beraber öykü avına çıkıyor. Bir