Peyami Safa İkinci Dünya Savaşı olurken mistisizme ve parapsikolojiye ilgi duymaya başlar ve özellikle Fransız literatürünü yakından takip eder. Bu minvalde insanların ölümden sonraki durumları, ruhlarının varlığı üzerine pek çok düşünce etrafında Matmazel Noraliya’nın Koltuğu isimli eseri yazar. Peyami Safa bu eserinde inançla var olma arasında kalmış daha doğrusu sıkışmış bir genci (Doktor Ferit) ele alır. Ferit, tıp okurken yarıda bırakıp felsefe bölümüne geçiş yaşan bir öğrencidir. Annesinin yokluğunda babası onları bırakıp yurt dışına gidince kız kardeşiyle birlikte kendi hayatlarını idame ettirmeye çalışır. Kendisi teyzesinin yanında kalmayacağı için kız kardeşini teyzesinde yanında bırakmak durumda kalır. Kitabın belli bir bölümüne kadar esere hâkim olan Matmazel Noraliya vakası tabii ki de gün yüzüne çıkmıyor. Eserin bitimine 100-150 sayfa kala ancak kitaba ismini veren konu ortalığa saçılmaya başlıyor. Peyami Safa’nın külliyatına başlarken ve aktif olarak okurken gözlemlediğim şey özellikle Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızız romanında başkarakterin dini boyut açısından ikilemde kalması ve bu konular etrafından olaylara bakılması oldu. Okunması için şans verilecek bir eser olduğunu düşünüyorum. Hatta bu eseri okuduktan sonra aşağıya bırakacağım makaleleri de okursanız Peyami
Safa’nın var olduğu düşünce yapısını bu ve buna benzer eserlerinde(Biz insanlar, Yalnızız) daha net görebilirsiniz. Şimdiden iyi okumalar.:)
researchgate.net/publication/315...'nin_Roman_Karakterlerinin_Psikolojik_Cikmazlari
dergipark.org.tr/en/download/art...
“Biliyor musun, korkaklık da bulaşıcıdır, yiğitlik de
İnsanların harika yaratıklar olduğuna her zaman inanmışımdır. Aslında biliyor musunuz, biz hepimiz lüzumundan fazla ciddiyiz. Belki de bunun için mutlu olamıyoruz.”