Cevdet Paşa'nın Mâruzât ve Tezâkir-i Cevdet'le çok lezzetli bir hatıra mu-hariri olduğunu söyleyelim. Bu kitaplar tahkiye itibarıyla Türkçenin ihmal edilmeyecek eserleri arasındadır.
Denebilir ki, içinden yetiştiği sınıfın hayat sahasını ve statüsünü her sahada biraz daha daralır. Hazırladığı Mecelle vasıtasıyla fıkhı, asıl malı olması lazım gelen hayata yaydıkça, asırlardır onu benimseyen zümrenin ve müesseselerin fonksiyonuna âdeta hiçe indirir.
Bilahare inkişaf edecek olan sedef işi Şam mobilyası da böyledir. Halbuki bütün sanat tarihinde Türk zevki, cenuptan, Arabistan'dan gelen her şeye karşı durmuştu.
Fakat öteden bet alışılmış olan "millet-i hâkime" fikrini ortadan kaldıran, devletin o zamana kata dayandığı dinî prensipleri ikinci dereceye indiren, yahut onunla bir zıt teşkil ece böyle bir esasın kabulü Müslüman efkâr-ı umumiyesinde tabiatıyla birtakım top kiler uyandıracaktı.