Filhakika, Abdülaziz devrinde saray ile, ona ister istemez uymak vaziyetinde
kalan Bâbıâli, rüşvet, hediye -hatta komisyon- şeklinde gizli aşikâr alınan paralar mukabilinde, ta' vizat üzerine ta' vizat vererek bir taraftan Mısır'ın devletle
olan bağlarını pamuk ipliği hâline indirmiş ve diğer taraftan bu memleketin biraz. sonra düşeceği mali buhranı ve onun neticelerini hazırlamıştı.
Hiç bir hareket onunki kadar müsbet ölçülü ve zamanında olmadı. O, zaruretlerle döğüştü. Uzun seneler bu esere dikkat ettik ve bunu kendi hakikî muhitinde görmeğe çalıştık. Sonunda, onun cemiyetimizde - biolojik mânâsiyle - hakikî bir sıçrayış, cins değiştirmesi olduğuna inandık. Filhakika o, edebiyatımızda ve dilimizde aydınlatıcı zekânın uyanışıdır.
Şinasi'nin yaptığını iyice anlamak için, 1860 senelerinin Türkiye’sinde,
onun ışığı ile yavaş yavaş aydınlanmış olmak lâzımdır. Kendisinden sonra
gelenler, onun dersini anladıkları nisbette müsbet iş gördüler, ondan ayrıldıkları
nisbette eserlerine lüzumsuz veya zararlı karıştı, diyebiliriz. Çünkü, bu yeni eserin arkasında hakikî bir ölçü fikri vardı.
O her şeyden evvel bir fikrin adamı olmayı biliyordu, şiiri düşüncesi uğruna
fakirleştirmekten çekinmiyordu. Ayrıca, evvelden beri mevcut olan güzel
şeylerden ziyade, yeniden taş taş kuracağı bir binanın peşinde idi.