Hulâsa, en ehemmiyetli müesseselerde Tanzimat, ne eskinin tabii bir istihale ile yeni icaplara göre gelişmesini sağlayabilmiş, ne de onu ordu meselesinde olduğu gibi tamamıyla ortadan kaldırabilmişti. Bu suretle milli hayat, hangi tehlikeli mıntıkalara kadar gideceği bilinmeyen bir zihniyet mücadelesine terk edilmiş gibiydi.
Öyle dil-teng-i hestî ile rencûrum kim
Hûn olur nâlelerimden dil-i ferdâ-yı adem
Varlık derdiyle öylesine bunalmış ve ıstırap içindeyim ki,
Feryatlarım yüzünden yokluğun gönlü bile kan ağlar.
Can verir âdeme endîşe-i sehbâ-yı adem
Cevher-i cân mı aceb cevher-i mînâ-yı adem
Yokluğun şarabını düşünmek insana can verir;
Acaba canın özü mü daha değerlidir, yoksa yokluğun kadehinin cevheri mi?
Bir sanat eserinin talii daima malzemesine bağlıdır; dil ise bu malzemenin en sarih
şekilde konuşanı, yani kendi hususiyetlerini esere en fazla ve aşikâr şekilde geçirenidir.