Nihayet ortada büyük bir mali buhran vardı ve Yeniçeri Ocağı'nın kar-gaşalığı, Rumeli ve Anadolu'daki iğtişaşlar, hepsi bu buhranın beslediği içtimai vakalardı. İmparatorluk içinde, vahâmeti gittikçe artmak şartıyla bir asırdan beri devam eden bu buhran, payitahtın fakir halkının mühim bir kısmını hayati men-faalerle Yeniçeri Ocağı'na bağlamıştı. Diğer taraftan ulema sınıfı bütün imtiyazlarını devletle ocak arasındaki nüfuz mücadelesi sayesinde muhafaza edebiliyor, Abdülhamid I devrinden beri Rumeli'yi eline geçirmiş olan âyan, merkezi kuvvetleştirecek herhangi bir harekete daima düşmandılar. Binaenaleyh, tabiatıyla bu kadar köklü bir programla ıslahat hareketine hazırlanan bir idareye karşı ocağın tarafında idiler. Kökü kendisinden çok evvele dayanan bu şartlar içinde ve onlara rağmen muzaffer olabilmek için, Selim Ill'ün çok başka yaradılışta olması lazım geliyordu. Halbuki sanatkâr mizaçlı hükümdar hareketten ziyade, hareketin hülyasından hoşlanıyordu.