Geriye kalan tek şey ise dayanma gücü veren yaşanmışlıklara olan nefretin oluyordu. Sahip olduklarımıza ve asla sahip olamayacağımız şeylere duyduğumuz nefretti bize kalan.
Ama mektuplara olan bu tutkum biraz anlamsız galiba.
Bir mektup yetmez mi, bir haber yetmez mi?
Tabii ki yeter ama başımı arkaya yaslayıp mektupları içmek istiyorum, sadece kana kana içmek istediğimi biliyorum. Bunu bana açıklayın, öğretmen Milena!