Mükemmel bir kitap. Ben bunu neden bu kadar geç okudum ya? O kadar güzel ve benzersiz ki...
Okyanus ve aptal bir balık...
"𝘉𝘦𝘯𝘪𝘮𝘭𝘦 𝘵𝘢𝘯𝘪𝘴̧𝘵𝘪𝘨̆𝘪𝘯𝘥𝘢 𝘶𝘱𝘶𝘻𝘶𝘯𝘥𝘶 𝘴𝘢𝘤̧𝘭𝘢𝘳𝘪. 𝘚𝘰𝘯𝘳𝘢 𝘬𝘪𝘴𝘢𝘤𝘪𝘬 𝘬𝘦𝘴𝘵𝘪𝘳𝘥𝘪. 𝘉𝘪𝘳 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘩𝘪𝘤̧ 𝘶𝘻𝘶𝘯 𝘨𝘰̈𝘳𝘮𝘦𝘥𝘪𝘮... 𝘚𝘪𝘨𝘢𝘳𝘢 𝘪𝘤̧𝘮𝘦𝘺𝘪 𝘣𝘦𝘤𝘦𝘳𝘦𝘮𝘦𝘻𝘥𝘪 𝘩𝘪𝘤̧ 𝘢𝘮𝘢 𝘬𝘢𝘣𝘶𝘭 𝘥𝘦 𝘦𝘵𝘮𝘦𝘻𝘥𝘪 𝘣𝘶𝘯𝘶. 𝘏𝘪𝘻𝘭𝘪 𝘺𝘶̈𝘳𝘶̈𝘺𝘦𝘮𝘦𝘻, 𝘣𝘪𝘳 𝘢𝘥𝘪𝘮 𝘨𝘦𝘳𝘪𝘮𝘥𝘦 𝘬𝘢𝘭𝘪𝘳𝘥𝘪. 𝘒𝘶̈𝘤̧𝘶̈𝘬 𝘢𝘥𝘪𝘮𝘭𝘢𝘳𝘭𝘢, 𝘢𝘳𝘢𝘮𝘪𝘻𝘥𝘢𝘬𝘪 𝘣𝘪𝘯𝘭𝘦𝘳𝘤𝘦 𝘬𝘪𝘭𝘰𝘮𝘦𝘵𝘳𝘦𝘭𝘪𝘬 𝘮𝘦𝘴𝘢𝘧𝘦𝘺𝘪 𝘬𝘢𝘱𝘢𝘵𝘮𝘢𝘺𝘢 𝘤̧𝘢𝘭𝘪𝘴̧𝘪𝘳𝘥𝘪. 𝘕𝘦 𝘨𝘶̈𝘻𝘦𝘭𝘥𝘪 𝘰 𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳𝘥𝘢... 𝘕𝘦 𝘣𝘦𝘯 𝘺𝘢𝘷𝘢𝘴̧𝘭𝘢𝘳𝘥𝘪𝘮 𝘯𝘦 𝘰 𝘬𝘰𝘴̧𝘢𝘳𝘥𝘪."
Yosun, ailesiyle sorunları olan, çocukluğu kötü geçmiş ve aşk hayatında da başarılı olamamış depresif bir kız. Bir çok kez intiharı denemiş, ama hep başarısız olmuş. Dördüncü denemesinde hayatına Özgür girmiş ve o zamandan sonra, sanki ruhları birleşmişcesine ayrılamamışlar birnirlerinden. Özgür gitmiş, ama her daim geri gelmiş. Hep gidermiş Yosun'dan, ama hep de geri gelirmiş. Her gidişi bir diğerini hızlandırıyormuş. Onlar beraberken bir çok kez imkansızı başarmışlar. Çünkü onlar; dünyanın en berbat aynı zamanda da en tuhaf çiftiymiş. Hep koşarlarmış. Sorunlarının peşinden hep koşarak ilerlermiş. Tüm sorunları gerçekten de koşarak halledebilcekler midir ki acaba...?
Bir aşk hikayesi. Aslında beni bilenler bilir, sevmem romantik türünü. Ama bu kitap çok başka. En sevdiklerimin arasına girmeyi başardı. Aşıkları o kadar faklı ki, kıskanmadan edemedim açıkçası. Mesela şey vardı, hani akşam dışarıda gezerken kız üşür falan ya, çocuk ceketini çıkarır verir gibi gibi. Heh, bu hikayede öyle değil işte. Üşürken de beraber üşüyorlar, düşerken de beraber düşüyorlar. Bu gerçekten çok güzel bir şey.
Ve sorunlarımızdan biri olan çıplaklık da ele alınmış. Çıplaklığın sadece bir sembol olarak gösterildiği, ve bunun bir önemi olmadığının işlenmesi bana gerçekten hoş geldi çünkü. Özgür'ün, 'Çıplaklığınla