Kahlo'yu çok önceden Diego'ya yazdığı mektuplarla bilirdim. Birkaç resmini görmüş ve -ne yalan söyleyeyim- beğenmemiştim. Bunda elbette sanata bakış açım veya zevk gibi unsurlar etkilidir. Bu kitapla her bir resmin nedeni ve hangi anlamı içererek yapıldığını öğrenince elbette düşüncem değişti.
Kitap, Kahlo'nun babası ve annesinin hayat hikayeleriyle başlar. Daha sonra tarihsel sıralarla ressamın yaşamı tek tek öykülenerek anlatılır. Araya Kahlo'nun o döneme dair yazdığı yazılar da eklenir. Ve diğer isimlerin de... Kahlo'nun salt hayat hikayesiyle sınırlı kalmaz, bir de dönemin özellikleri -Meksika Devrimi- de arada anlatılır, gazete haberleriyle birlikte. Kitap, fotoğraflar ve Kahlo'nun resimleriyle son bulur.
Yazarın anlatımını açıkçası pek beğenmedim. Salt Kahlo'nun anlatımları ve mektupları bulunsaydı çok daha güzel olurdu. Yine de bir insan ne kadar acı çekebilir, onu anladım (anlayabildiğim kadarıyla).
Gerçek olmasını isteyemeyeceğimiz kadar acı var bu kitapta. Kim hissetmek ister?
Neymiş efendim, onların bildiği gerçekler varmış! İyi ama, gerçek her şey demek değildir ki... Hiç değilse işin yarısı, bu gerçeklere nasıl bakıldığına bağlıdır.
Romanın kahramanı, hepimizin yüreğinde bir katilden ziyade tuhaf şekilde kahraman olan Raskolnikov, roman boyunca bizlere işlediği suçun psikolojik yönüyle onun dayanılmaz ahlâki boyutunu anlatmaya çalışır. Diğer yandan geliştirdiği düşünce sisteminin doğruluğunu kanıtlamak istercesine bütün toplumu bir deneye tabi tutar: bunca yoksul ve yoksulluk içerisinde ölümü mutlak insan içerisinde ben bir bit miyim, insan mı? Bu soru, temelde yine Raskolnikov’un geliştirdiği düşünce sistemindeki “süper insan” veya “sıradan insan” ayrımında hangi tarafa ait olduğunun muhakemesidir. Tasarladığı cinayeti işleyerek bütün topluma yalnızca süper insanların idealleri uğruna toplumsal bütün kuralları işleme yetkisi olmadığını, sıradan insanların da kuralları çiğneme ruhsatının bulunduğunu ispat edecekti. Böylece kendisinin de sıradan olmadığını, tıpkı Napolyon gibi süper insan olup gerektiğinde kuraları çiğneme yoluyla toplumu değştirebildiğini kanıtlamaya çalışmıştır.