İnsan ebeveynini hayalinde defalarca defneder. Onların bir gün öleceği korkusu, en erken korkularımızdan biri olmalı. Çocukken gece yarısı kalkıp annemin nefes alıp almadığını kontrol ederdim, diyor bir arkadaşım.
Yu Hua, süslü anlatımlara başvurmadan, neredeyse yalın bir dil kullanarak okuyucunun içine işleyen derin bir trajedi kuruyor.
Romanın merkezinde, hayatın acımasız dönüşleriyle defalarca sınanan bir adamın hikâyesi var. Savaş, yoksulluk, kayıp ve yalnızlık gibi ağır temalar, abartıya kaçmadan ama etkisini de kaybetmeden aktarılıyor. Bu yönüyle kitap, dramatik olmaya çalışmadan insanı derinden sarsmayı başarıyor.
Bu kitap sıradan bir roman deneyimi değil. Kolay kolay roman okumayan birini bile içine çekmesi, anlatının samimiyetinden ve gerçekliğe çok yakın durmasından kaynaklanıyor.
Kısa ama net söylemem gerekirse: Yaşamak, insanın her şeye rağmen hayatta kalma çabasını anlatırken, okuyanı kendi hayatı üzerine düşündüren, sade ama ağır bir eser. Bu yüzden etkisi uzun süre geçmiyor.
Uzun bir aradan sonra ilk defa bir romanın etkisinde kaldım. Normalde roman sevmem. Okurken bazen içim daraldı bazen nefes almakta zorlandım.
Spinoza; “Aklın teolojinin hizmetçisi olduğunu düşünen batıl inançlı, eğitimsiz halk bu eserden hiçbir şey elde edemeyecektir. Ayrıca inançları da rahatsız edici bir şekilde sarsılabilir.”
Kara Kutu, Soner Yalçın tarafından yazılmış; modern tıp, ilaç endüstrisi ve küresel sağlık politikalarını eleştirel bir bakışla inceleyen araştırma türünde bir eserdir.
Kitapta özellikle ilaç şirketlerinin tarihsel gelişimi, aşı politikaları, vitaminler, antibiyotikler ve alternatif tıp yaklaşımları tartışılır. Yazar, küresel sağlık sisteminin tamamen “insan sağlığı” odaklı değil; ekonomik ve politik çıkarlarla da şekillendiğini savunur.
Akıcı ve sorgulayıcı bir dille yazılan eser, okuyucuyu modern tıp uygulamalarını yeniden düşünmeye davet eder. Ancak bazı iddiaları bilim çevrelerinde tartışmalı bulunmuş ve eleştirilmiştir.
Kara KutuSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,743 okunma