Herkesin gözü dışarıdadır; ben gözümü içime çevirir, içime diker, içimde gezdiririm. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım. Benim işim gücüm kendimledir. Hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım. Herkes kendisinden başka şeylerinden peşindedir; hep kendinin ötesine gitmek sevdasındadır. Bense kendi içimde yuvarlanıp gidiyorum.
Tabiatın insanlara en adilce dağıttığı nimet akıldır derler, çünkü hiç kimse akıl payından şikayetçi değildir. Nasıl olsunlar? Aklını beğenmemesi için aklından ötesini görebilmesi lazım.
Kitap Çin’ de yasaklı kitaplar arasında olması ve dünyada 14 Milyondan fazla satması merakımı daha bir cezbetti. Yazar Jung Chang'un anneannesinin, henüz 15 yaşında iken bir emniyet müdürünün odalığı olmasıyla başlayan acılar, annesinin doğumu, ardından annesinin yaşadıkları ve Annesinin izinden giden Jung Chang, 14 yaşında kızıl muhafızlara katılarak Mao'nun başlattığı Kültür Devrimi karşısında mücadelesini anlatmaktadır.
Mao’ nun masum bir isim adı altında başlattığı (Kültür Devrimi) süreç, acımasızca dışlanma, açlık ve aşağılanmaya maruz kalan milyonlarca insanın ölümünü acı içinde okuyorsunuz. Odalık (Hediye edilen kadın ) ve suçlama toplantıları çok aşağılayıcı ve onur kırıcı örneklerini oradaymışçasına yaşıyorsunuz. Kitabın dil ve anlatımı oldukça akıcı ve anlaşılır, ancak tek sıkıntı isimler konusu, aşinalık olmadığındandır sanırım karışıklığa sebebiyet veriyor. Bu konuda kitap başında ki aile ağacı kısmen faydalı oluyor. Kitabın ülkemizde her ne kadar baskısı olmamakla birlikte, temin eden kitap dostlarına tavsiyemdir.