Hyeya

Hyeya
@Giovanni8
“Çölde yaşayan, dikiş tutturamamış biri.”
Bazen akşam rüzgârı estiğinde nefes alabildiğimi hissettiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm; cehennemde rüzgâr olmadığını söylerler, o halde burası cehennem olmamalı, ne şanslıyım derim. Öyle ki günün yirmi dört saati içinde, sadece o ana sahip olarak yaşayabileceğimi hissederim. İnsanlar olarak epey karmaşık yaratılmış olsak da bazı yönlerden son derece basitiz. Yalnızca nefes almanın güzelliğini hissedebildiğim ufak bir zamana, günde bir saatliğine ya da on dakikalığına da olsa, hayatta olduğum için bunu hissedebiliyorum diye düşünebileceğim bir zamana sahip olsam yeter.
Reklam
Murakami'nin Karanlık Psikososyal Distopyası
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Kitabı incelemeye başlamadan önce çok sevdiğim ve saygı duyduğum kıymetli çevirmenimiz Hüseyin Can Erkin'e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Her zamanki gibi tertemiz bir çeviriydi. Okurken çok keyif aldım ve satırlar akıp gitti. Her dikkatli okur bilir ki kaliteli bir çevirmen, kitabın yazarının kim olduğu kadar önemlidir. Erkin'in çevirisiyle kitabın okuma zevki katlanarak arttı! Zamansız Bir Çığlık: Ryu Murakami’nin Emanet Dolabı Bebekleri Üzerine Emanet Dolabı Bebekleri, uzun bir aradan sonra beni içine çeken, yeni bir edebi altın yatağı bulmuş gibi heyecanlandıran bir roman oldu. Bu kadar sarsıcı ve özgün bir kitap hakkında neredeyse hiç kapsamlı bir inceleme olmamasıysa beni hayal kırıklığına uğrattı. Hâl böyle olunca bu iş bana düşmüş gibi bir sorumlulukla yazmaya başladım, bu sessizliği biraz olsun bozmak istedim. Konuya Kısaca Değinirsek... Roman, 1970’ler Japonya’sında tren istasyonlarındaki emanet dolaplarına terk edilen bebekler gerçeğini temel alıyor. Yazar Ryu Murakami, Steve Erickson ile yaptığı bir röportajda bu olaylardan şöyle bahseder: “O yıllarda Japonya’da bebeklerin emanet dolaplarına bırakılması vakaları yaygındı. Çoğu bebek ölü bulunuyordu ama bazıları hayattaydı. Bu bebekler, terk edildiklerini öğrenselerdi dünyaya karşı inanılmaz bir nefret duyarlardı.” Bu sözler, romanın yalnızca bir kurgu değil; toplumsal bir travmanın edebi yansıması olduğunu gösteriyor. Hashi ve Kiku da işte bu bebeklerden. Sıcak bir yaz gününde terk edilen bu iki bebek, kurtarılmalarıyla birlikte karanlık bir büyüme yolculuğuna başlıyorlar. En Çok Bağ Kurduğum Karakter: Hashi Murakami’nin karakterlerinin hepsi beni etkiledi ama Hashi benim için ayrı bir yere sahip. İlk başta favorim Kiku’ydu, ama Hashi'nin kırılganlığı, iç dünyası ve yeteneği
İnceleme
Emanet Dolabı BebekleriRyu Murakami · İthaki Yayınları · 20242 okunma

Hyeya

, bir kitap okudu
3/10
·288 syf.··
2025 5. kitabı
Hwang Bo-reum
7.8/10 · 15,2bin okunma
Düğme mi yanlış yoksa ilik mi fazla geniş?
3/10
·288 syf.··
2025 5. kitabı
Beklentilerle Gerçekler Arasında Hyunam-dong Kitabevi Bir Okuma Yanılsaması Hyunam-dong Kitabevi kitabında geçen “Düğme var ancak ilik yok” cümlesi, eksikliği ve tamamlanmamışlığı anlatmak için kullanılan sade ama etkileyici bir metafordu. Benim bu kitaba başlarken yaşadığım şey ise tam tersi oldu. O kadar çok övüldü, o kadar fazla önerildi, baskı üstüne baskı yaptı ki... Okumadan önce zihnimde büyükçe bir ilik açtım — daha derin, daha edebi, daha sıcak bir şeyle karşılaşacağımı düşünerek. Ama kitap, o açtığım yere uymayan, yerine oturmayan küçük bir düğme gibi kaldı. Ne o boşluğu doldurdu ne de yerini anlamlı kıldı. Elbette herkesin okuma zevki farklıdır; yine de bu kadar çok satılan bir eserin en azından edebi bir tat sunmasını beklerdim. Ancak ne yazık ki benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. İncelememin özünü, kitabın içinden bir alıntıyla başlatmak istiyorum: “Milyonlarca izleyici tanıtımın kölesi olmuş demek istiyorum. Seyirci üç milyonu geçince yapım şirketi 'Bu film üç milyon izleyiciye ulaştı' diye reklam yapıyor. O zaman da insanlar 'Ooo, üç milyonu geçmiş, ben de gidip izlesem mi?' diye düşünüyor. Böylece dört milyonu geçiyor. Sonra yapım şirketi yine reklam yapıyor. 'Bu film dört milyon izleyiciyi geçti.' İnsanlar yine aynı düşüncelere kapılıyor. Böyle böyle beş, altı, yedi milyon... Bir filmin on milyon izleyiciye sahip olması, on milyon seyircinin de beğenisini kazanacak kadar iyi bir film olduğu anlamına gelmiyor.” Kitabın da tam olarak bu döngünün ürünü olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Okurken sürekli bu ironiyi hissettim: Kitapta karakterin eleştirdiği bu popülerlik ve reklam etkisi, kitabın kendisi için de birebir geçerli değil miydi? Ne yazık ki kitap beni içine çekmeyi başaramadı. Ne sıkıcı denecek kadar yoğun ne de
İnceleme
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Ağlamak istediğinde ağlaman lazım. Yüreğin ağlıyorsa sen de ağlamalısın. Böyle böyle yavaşça iyileşiyor insan.
Sayfa 10·Kitabı okudu