Sevinçli bir kalp,sevinçli bir çocuğa benzer Işıl;
Koşmak İster,
Salıncağa binmek ister....
Şubatta falan dağ laleleri çıkıyor ya
Alıp ıslıyorum koca bir kaseye.
Bazen yağmura bağırıyorum:
Bas ulan! Bas evimi basacaksan
Yaşım yirmi altı oldu bu sene.
Duvar döküldü rutubetden
Beton gri bir kapak gibi ortaya çıktı.
Bazen gecenin ortasında yağda yumurta pişiriyorum.
Dünyanın en ıssız cızırtıları bunlar Işıl,
Duyuyor musun?
Hayatı seviyorum yine de.
İstersen iki kalp çizer altını da imzalarım.
Dünya mantık yürütemeyeceğin, aklının almayacağı şeylerle dolu. Böylesine sıkıntıyla kaplı bir dünyada yaşam sürebilmek için en iyi silah, mantık ya da kas gücü değil ,mizahtır." diye
Merhabalar,
Tehlikeli Oyunlar’ı geçen sene okumuştum, bu sene de Berfin Erdoğan’ın eşlik etmesiyle tekrar okudum (nazikliği için ayrıca teşekkür ederim). Ben bu esere edebiyatın “Kutsal Kitabı” demek isterim.
Ölene kadar tekrar tekrar okunması gereken, her okunduğunda bambaşka duygular yaşatan bir eser. Oğuz Atay’ın satırlarında, Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar ile birlikte nerelere gittim… Albay benim vicdanım mıydı? Olric yüreğimizin derinlikleri miydi?
Kabul ediyorum; bu eserlere inceleme yazmaya hep çekindim. Albay’dan, Bilge’den, Hikmet’ten korktum. “Tehlikeli Oyunlar'a dahil olmak istedim ama cesaret edemedim. Hep bir çekinme, hep bir ürperti… Belki bir gün ben de bu oyunun bir parçası olurum ve size içimden taşan hislerle bu eseri anlatırım.
Şunu net söyleyeyim: Bu kitabı mutlaka okuyun. Ama bir kez değil; iki, hatta üç defa okuyun ki her seferinde bambaşka bir tat alın. Çünkü bu eser her okumada yeni bir kapı açıyor.
Kitaptan keyif alabilecek olanlara sesleniyorum: Sakın kaçırmayın. Bence Atay’ın en özel eseri. Tekrar tekrar okuyacağım, hep aklımda olacak.
Edebiyatla kalın, kitaplarla kalın. (Kusura bakmayın, bu kitaptan etkilendiğim için biraz dağınık ve içten yazdım. )