"Güzel" dedi Baba ama gözleri ikircikliydi artık. "Şimdi mollalar ne derse desin, yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.
Ne demek istediğimi anlıyor musun?
..."Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun." dedi Baba. "Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Anlıyor musun?"
Bunun üzerine Baba ayağa kalktı. Şimdi onun baldırına yapışma sırası bendeydi, ama Baba bir silkinişte elimden kurtuldu, bacağını çekti. İri gövdesi, ay ışığını kapanmıştı.
"Bu adama bir şey sormanı istiyorum." dedi. Kerim'le konuşuyor ama doğruca Rus askere bakıyordu.
"Utanma duygusunun nerede olduğunu sor."
İkisi konuştular. "Savaştayız, diyor savaşta utanma olmazmış."
"Yanıldığını söyle. Savaş onuru ortadan kaldırmaz. Tam tersine, barış zamanından çok daha fazla onur gerektirir."