"Kul yaptığı amellerle kibirlenir, diğer insanları hor görür, kendini beğenir, başkalarının hakkına saygı göstermezken halkın kendi hakkına saygı göstermesini isterse, onun fena akıbetinden korkulur. Öylesi kötü sondan Allah bizleri korusun!
Buna karşılık bir kulun günahlara battıktan sonra, ağladığını, üzüldüğünü, mânen yıkıldığını, alçak gönüllü bir hâlde kendi kusurlarını bilip kabul ederek ziyaretine gittiği takvâ erlerinin ayaklarına kapandığını görürsen, onun için de güzel bir âkıbet umulabilir.
Kur’ân okuyan ararsan, sayısızdır. Tabip ararsan ondan da çok bulursun. Din âlimi de bir o kadardır. Fakat sana Allah’a giden yolda rehberlik edecek ve sana nefsinin hatalarını gösterecek kimseler ararsan, onlardan çok az kimse bulursun! O yüzden öyle birini bulursan, onun eteğine sımsıkı sarıl!
Zafere ermek istiyorsan, son derece mütevazı ol! Çünkü Yüce Allah (Bedir mücahitlerine) şu hatırlatmada bulunur:
Siz son derece güçsüzken Allah sizi Bedir’de zafere erdirdi. (Âl-i İmrân, 3/123)
Sana verilmesini istiyorsan, yoksul ol! Çünkü Hak Teâlâ açıkça belirtir:
Sadakalar, ancak fakirler, miskinlere verilir. (Tevbe, 9/60)"