Kadınlar, her zaman şifacıydı. Onlar Batı tarihinin lisans- sız doktorları ve anatomi uzmanlarıydılar. Kürtajcı, hem- şire ve danışmandılar. Onlar, şifalı bitkiler yetiştiren ve bun- ların nasıl kullanılacağıyla ilgili sırları birbirleriyle takas eden eczacılardı. Evden eve, köyden köye dolaşan ebelerdi. Yüz- yıllar boyunca kadınlar, diplomasız doktorlardı. Kitaplar ve dersler onlara yasaktı. Anneden kıza, komşudan komşuya edindikleri tecrübeleri birbirlerine aktararak birbirlerinden öğrendiler. Halk onlara "bilge kadın", otoriteler ise cadı ya da şarlatan dedi. Tıp, kadınlık mirasımızın, tarihimizin ve doğuştan getirdiğimiz hakların bir parçasıdır
Türkiye’de ilk defa Latin harfleriyle Türkçe yazı yazan, III. Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan’dır. Bu münevver kadın, bir ara maiyetinde çalışmış olan ressam ve mimar Melling’e emir ve ricalarını bu suretle bildirirdi. Melling, Türkçeyi azıcık anlar ve konuşur, fakat Arap harflerini bilmezdi
“Bu soğuk kalbe insanları gizli kollar gibi saran gizemlerin ışığı girmiyor; dünyanın sadece renkli yüzünü görüyor ve bir altın gibi parlayan meyveyi gören çocuk gibi seviniyor, halbuki meyveler içinde zehir taşıyor “