Ne yollar, ne sokaklar, ne semtler uzanıyor burnumuzun dibinde. Adları kulağımıza şöyle bir çalınan, bir yaşam boyu gitmeyeceğimizi bildiğimiz yerler, ürktüğümüz açıklıklar, kaçındığımız kuytular...
Oysa ben, hep bildiğim yerlere gidiyorum, bildiğim kişileri arıyorum. Tanıdıklarımın çoğu da benim gibi: alıştıkları suyu arıyorlar, bildikleri tatili, önceden okudukları kitapları. Belki de yayılma, genişleme yerine, dibe inmeyi yeğlememiz buna bağlı.