Hakan GündayAz
Hakan Günday ile tanışmam da rafların arasında dolandığım bir güne denk geldi. Yeraltı edebiyatı okumayı sevmem. Farklılık olsun hem yazar ile tanışırım diyerek aldığım Az'ı "ben bu kitabı neden okuyorum" diye diye bitirdim. Keyif alarak okumadım, yer yer mide bulantıları ve kasvetle iç geçirdim. Aslında midemi bulandıran, şu anda, gerçek hayatta bir yerlerde, benim okuyup midemi bulandıran olayların, yaşanıyor olduğunu bilmekti. Gerçeklik midemi bulandırdı, öfkelendirdi, neden okuyorum söylentisine düşürdü. Çünkü hayat bu, biz de insanoğlu, gözün görmediği, kulağın duymadığı, sana değmeyen her "acı" hoş gelir.
Hayatlarının baş ve yalnız kahramanı olan iki farklı insan, ama aynı isim "Derda" ve romanın sonunda onları bir araya getiren "Oğuz Atay". Yaşanan olayların gerçekçiliğinin yanında bir anda karşıma Oğuz Atay çıkınca şaşırdım. Yok artık, iyi kurgu, iyi bağlamış dedim ama açıkçası romanın sonu da fazla romantize edilmiş gibi geldi. Her neyse senede en fazla bir kez okuduğum yeraltı edebiyatından #okudumbitti
Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Bir başlangıç, diğeri son.
Tomris Uyar'la tanışmamız gazete ve söyleşilerdeki yazılarını içeren Kitapla Direniş ile olmuş, araya öyküleri girmiş ve tanışıklığı daha da arttırmak niyetiyle Gündökümü'ne varmış durumda.
Gündökümü, Tomris Uyar'ın kendini anlatmak ve aktarmak istediği kadarıyla tuttuğu günlüğü, desek doğru olur.
Dönemin koşulları, yaşama, yazma, üretme, ayakta kalma çabası içinde Uyar, Bir Uyumsuzun Notları ile 'uyuşamadığını' dile getiriyor. O, kendini anlatırken bana kalırsa görünmez bir sınır çekiyor önüne. Olaylara, izlediği filmlere, kitaplara, yaşama karşı eleştirisinde bir çekince yok, sözünü en doğru şekilde söylüyor fakat kendine gelince bir adım geride kalıyor kendini, içini, en içini açmak istemiyor. Belki de onun en içini ancak öykülerinde başka başka karakterler üzerinden görüyoruz, kim bilir.
Hani, bazı insanlar vardır. Ne kadar çok şey paylaşırsan paylaş, aranda hep bir mesafe olduğunu hissedersin. İşte Uyar da, insanlarla arasına o mesafeyi koymuş,diye düşündüm.
"Aşık olunan kadın" tanımının üstünde özgür ruhlu, güçlü, başarılı bir çevirmen, öykücü Tomris Uyar. Söyleşileri, röportajları kayıtlı ne varsa izleme peşine düştüm, bakalım. Görünmez mesafenin aşılması mümkün mü, merak ediyorum. Tomris UyarGündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1