Bazı kitapları keşke elime almasaydim dediğim oluyor. Bu kitap o kitaplardan. Buram buram siyaset kokan, mevcut eğitim sorununu dile getirirken yekdiğerini kötüleyen, ötekileştiren, ayrıştıran bir tutumla yazılmış. Yazara göre ben ve benim gibi bir çok insan çözülmesi gereken bir problemiz.
Yazar Atatürkçü olduğunu Atatürk ilke ve inkılâplarina yürekten bağlı olduğunu dile getiren demokratik yönetime tabiri caiz ise aşık biri ki bu güzel sıkıntı yok. Sıkıntı demokrasinin farklı düşüncelerin bir arada yaşamak olduğunu farkında olmaması. Bir öğretmen hangi etnik kimliğe sahip olursa olsun. Hangi inanaca sahip olursa olsun. Sınıftan içeri girdiği zaman sadece ve sadece bir öğretmendir, bir insan egittiginin farkında olan bir rehberdir.
Bu ülkede eğitimle ilgili sıkıntılar var. Bu sıkıntılar sol kesim sebebiyle olunca dile getirmeyip. Sağ kesim sebebiyle olunca darağacı kurmanın paradoksu çok adaletsiz. Yazar tarafsız bir tutum sergilememis.
Son olarak yazarın gerici ve yobaz olarak tanımladığı bir insan olarak şunu dile getiriyorum.( Bazı ifadelerine katıldım ki bunları da alintiladim. ) Bu ülkede başa geçen her hükümet ülkeye katkı sağladığı gibi zarar veren faaliyetlerde de bulunmuştur. Kimse bu konuda kusursuz ve günahsız değil maalesef. Hz İsa'nın dediği gibi bu konuda ilk taşı atacak kadar günahsız kimse yok.
Arkadan gelen günlerde Akif, yoğun bir heyecan, taşkın bir ilham ve cezbeli bir ruhla şiirini yazdı.....
İstiklal Marşı 1 Mart 1921'de Millet Meclisi'nde ilk defa okundu
Herkes gözyaşları arasında alkışlıyor, kimi vekiller yüksek sesle dua ediyor, bu arada Mustafa Kemal de şiiri ayakta dinlediği halde sürekli alkışlıyordu.....
"İstiklâl Marşı"nın kabul edildiği gün meclise gelen Akif'in cebinde iki lirası vardı ve onu da arkadaşı Zonguldak Milletvekili Hayri Bey'den borç almıştı.