Hayatın koşturmacası içinde çoğumuz, sabah çalan o amansız alarmın sesiyle uyanıp, ait hissetmediğimiz metrobüs kuyruklarında, sevmediğimiz işlerin, bitmeyen faturaların ve "El alem ne der?" hapishanesinin gölgesinde bir ömür tüketiyoruz. Doğan Cüceloğlu’nun Var Mısın? adlı eseri, tam da bu kısırdöngünün ortasında nefes nefese kalmış modern insana hitap eden, sığ başarı methiyelerini elinin tersiyle iten entelektüel bir varoluş manifestosudur. Kitap, başarıyı banka hesapları, lüks arabalar ya da parıltılı unvanlar üzerinden tanımlayan illüzyonu tamamen reddederek; odağına insanın en zorlu ödevini, yani her şeye rağmen "kendisi olabilme" cesaretini yerleştirir. Cüceloğlu, seksen yılı aşkın bir ömrün imbiğinden süzülen akademik ve insani birikimini didaktik bir üsten bakışla değil, adeta bir yaşam yoldaşı bilgeliğiyle sunar. Yazar; iç disiplin, anlam arayışı ve niyet bilinci gibi kavramları felsefi bir zemine oturtarak, okuyucunun karşısına geçici teselliler değil, yapısal bir zihniyet dönüşümü haritası çıkarır.
Eserin asıl gücü, bireysel psikolojiyi toplumsal gerçekliklerden koparmadan, bu toprakların genetiğine işlemiş olan "kurban psikolojisi" ve "atalet" gibi prangalarla bizi doğrudan yüzleştirmesinde yatar. Hatalarımız için sürekli anne babamızı, ekonomiyi ya da şanssızlığımızı suçlayıp kenara çekilmenin konforunu elimizden alır; bizi kendi ertelemelerimizle ve kaçışlarımızla baş başa bırakır. Cüceloğlu, bireyin kendi hayat sahnesinde bir figüran olmaktan kurtulup özneye dönüşebilmesi için dışsal onaylara değil, sarsılmaz bir içsel pusulaya ihtiyacı olduğunu savunur. Son sayfaya gelindiğinde okuyucuya sahte bir dünyada mucizeler vaat etmeyen bu nitelikli metin; bireyin kendi eksiklikleri ve potansiyeliyle barışarak, yaşamın direksiyonunu tam bir bilinç ve sarsılmaz