Gökbörü

Gökbörü
@Gok1boru
Dil giderse her şey gider. Eğer bir orkestra yönetmek istiyorsan İnsanlara arkanı dönmelisin...
Mühendis
Yüksek Lisans
Yoldayım
Gaziantep
188 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
‌"Stoacılar Felsefeyi üçe ayırır: Mantık, Fizik ve Ahlak. Stoacılara göre felsefe yaşayan bir canlıdır. Mantık, bu canlının kemiklerini ve sinirlerini, Fizik etli bölgelerini, Ahlaksa ruhunu oluşturur. Stoacılar bunlar arasındaki ilişkiyi şöyle ifade eder: "En üstün iyi, erdemdir; erdem doğayla uyumlu yaşamaktır, doğayla uyumlu yaşama, doğanın doğru bilgisini edilmekle mümkündür. Bu bilgiye de belirli bir yöntemle ya da bir ölçütle ulaşılır. İyinin bilimi ahlaktır. Doğanın bilimi fiziktir. Bilginin ölçütü ise mantıktır. Fakat biri olmadan hiç biri tam olarak görevini yerine getiremez. ‌Kendine hakim olmayı ve hiçbir şeye göre şekillenmemeyi; hem bütün zor durumlarda hem de hastalıklarda iyi kalpliliği; hem teskin edici hem de ağırbaşlı, ılımlı bir mizaca sahip olmayı; yorulmak nedir bilmeden görevlerimin üstesinden gelmeyi; söylediğim sözleri düşünerek söylediğim, yaptığım işleri de kötü yapmadığım konusunda herkesin güvenini kazanmayı öğrendim. ‌Hiçbir şeye şaşırmamayı ve hiçbir şeyden etkilenmemeyi; asla aceleci, üşengeç, şaşkın, kederli, durup dururken sırıtan ya da tam tersi sinirlenen ya da etrafına kuşku dolu bakışlar atan birisi olmamayı öğrendim. Yardımseverliği, hoşgörülü olmayı ve dürüstlüğü; doğru yola yönelen birinden çok, doğru yoldan çıkarılamayan biri izlenimi vermeyi; günün birinde herhangi birinin, herhangi birine tepeden baktığımı düşünmemesini ve herhangi birinin de kendisini benden daha üstün sanmasını sağlamayı; hoş vakit geçirmeyi belli bir sınır içerisinde tutmayı öğrendim. ‌Biraz etten, biraz yaşam nefesi ve yönetici akıldan ibaret olan şey her neyse, o benim. ‌Fakat tanrılara söylenen biri olarak değil de lütufkar, dürüst ve kalpten gelen bir minnettarlıkla ölebilmek için kitaplara duyduğun açlıktan kurtul. ‌Eğer zihnindeki şişleri aydınlatmak
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O, ilmiyle daima bilir, ilim O'nun ezelde olan sıfatıdır. O, kudretiyle güç yetirendir ve kudret O'nun ezeli sıfatıdır. O, kelamı ile konuşur, kelam O'nun ezeli sıfatıdır. O, yaratma sıfatı ile yaratıcıdır, yaratma onun ezeli sıfatıdır. O, fiili ile yapandır, fiil O'nun ezelde sıfatıdır. Meful (yapılan şey) yaratılmıştır. Allah Teâlâ'nın fiili ise yaratılmış değildir. Kim ki Allah'ın sıfatları yaratılmıştır veya sonradan meydana gelmiştir derse yahut bunlarda tereddüt veya şüphe ederse Allah'ı inkar etmiş olur. ‌Allah Teâlâ şeydir, ancak diğer şeyler gibi değildir. Allah için söz konusu olan şeyin manası; cisimsiz, cevhersiz, arazsız, sınırsız, rakipsiz, eşsiz ve benzersiz olmasıdır. Kur'an'da bildirildiği üzere Allah'ın eli (yed), yüzü (vech) ve nefsi vardır. O'nun eli, yüzü ve nefsi keyfiyeti bizce meçhul olan sıfatlardır. O'nun eli, gücü veya nimetidir denilemez. Çünkü bu durumda Allah'ın sıfatı ortadan kaldırılmış olur. ‌O'nun gazabı ve rızası da keyfiyeti bizce meçhul olan iki sıfattır. ‌Dünya'da ve ahirette, Allah'ın dilemesi, ilmi hükmü, takdiri ve Levh-i Mahfuz'daki yazısı olmadan hiçbir şey meydana gelmez. Ancak Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısı, hüküm olarak değil, vasıf olarak yazılıdır. ‌Allah'a itaat edilen şeylerin hepsi O'nun emri, muhabbeti ve rızası, ilmi, dilemesi, hükmü ve takdiri ile zorunlu (vacip) kılınmışlardır. Günahların hepsi de Allah'ın ilmi, hükmü, takdiri ve dilemesiyledir, ancak O'nun rızası ve emri ile değildir. ‌Bir müslümanı, helal saymaması şartıyla, büyük günah işlemiş dahi olsa kâfir saymayız. ‌İman, dil ile ikrar, kalb ile tasdiktir. ‌İnsan tevhid (Allah'ı birleme) ilminin inceliklerinden herhangi birinde problemle karşılaşırsa, sorup öğreneceği bir âlim buluncaya kadar, Allah katında doğru olan ne ise, ona inanması gerekir. Böyle
Allah'ın bir kuldan yüz çevirdiğine dair kanıt, o kulun boş şeylerle uğraşıyor olmasıdır. ‌İki bin rıtıl şarap tartmış olsan da içmedikçe sarhoş olmazsın. ‌Hakikate ermiş olmanın göstergesi, yapılan hayırlı işleri ve onların karşılığını düşünmemektir, aksine o işleri terk etmek değildir. Hasan el-Basrî ‌Lokman Hekim'in oğluna şöyle bir öğüt verdiği rivayet edilmiştir: "Ey oğulcağızım, seher vakitlerinde uyuyarak, öten horozu kendinden akıllı kılmayasın." ‌Biz deriz ki; hakikat yolunda yürümek isteyenin dört şeyi yapması gerekir: Birincisi, içinde bid'at olmayan sağlam bir inanç üzere olmak. İkincisi, bir daha günahlara dönmemek üzere samimi bir şekilde tövbe etmek. Üçüncüsü, hak sahipleriyle helalleşmek ve onları razı etmek. Öyle ki, hakikat yolcusunun üzerinde hiç kimsenin hakkı kalmamalıdır. Dördüncüsü, Yüce Allah'ın emirlerini yerine getirecek kadar fıkıh ve kurtuluşa vesile olacak kadar uhrevi/diğer ilimlerden tahsil etmek. ‌Kendisinde ikamet edeceğin kadar dünya ve kendisinde baki kalacağın kadar ahiret için çalış; kendisine olan ihtiyacın kadar Allah'a ibadet et; cehennem ateşine dayanabileceğin kadar günah işle. ‌Riya hastalığının ilacı şudur: İnsanları diğer her şey gibi Allah'ın kaderine boyun eğmiş varlıklar olarak görmelisin. Ve onların aynen cansız varlıklar gibi sana ne rahatlık verebilecek ne de zorluk çıkaracak güçlerinin olmadığını düşünmelisin. Bunu başarırsan eğer, gösteriş yapma hastalığından kurtulabilirsin. Şayet, insanları güç ve irade sahibi olarak görürsen, riya senin peşini hiçbir zaman bırakmaz. ‌Azıcık ilim tahsili yapmış, dini ve pozitif bazı yüzeysel bilgileri edinmiş biri, ahmaklığından olsa gerek, ömrünün tümünü dini ve pozitif ilimlere adamış büyük bir âlime sürekli pervasızca sorular soruyor ve eleştirilerde bulunuyor. Bu ahmak, onun
Nas
‌ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6) ‌ مَلِكِ النَّاسِۙ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6) ‌ اِلٰهِ النَّاسِۙ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6) ‌ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6) ‌ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6) ‌ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım." (1-6)
Felak
‌ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." (1-5) ‌ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." (1-5) ‌ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." (1-5) ‌ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." (1-5) ‌ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." (1-5)