Gokce Yesilbas

Gokce Yesilbas
@Gokceyesilbas
Hacettepe Universitesi
Istanbul
142 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Öğretilmiş Suçluluk
10/10
·151 syf.··
2022 15. kitabı
İşinizin para karşılığı birilerinin yerine özür dilemek olduğunu düşünün. Lee Ki-Ho'nun bu romanında Jinman ve Şibong'un yaptığı da tam olarak bu: Başkalarının suçlarını üstlenip onların yerine acı çekmek. Okuduğum en ilginç metinlerden biriydi. Kafamda binbir soruyla kapağını kapattığım ve ancak birkaç saat hatta birkaç gün üzerinde kafa yorduktan sonra bir yerlere varabildiğim kitapları seviyorum. Diğer okurların bu kitap hakkında düşündüklerini okuyup içlerinden ''İşte tam da hissettiğim bu!'' diye seçerek kendi duygularımla onlarınkini eşleştirmeye bayılıyorum. Jinman ve Şibong... Onlar bir tesise kapatılmış her gün ilaç içirilerek uyuşturulmuş, gün boyu ağır şartlar altında çalıştırılan, terkedilmiş iki insan. Her gün tesis görevlileri tarafından suçlarının ne olduğu sorgulanıyor ve özür dilemek zorunda bırakılıp bunun bedelini ağır işkence görerek ödüyorlar. Suçluluk duygusuna o kadar alışıyorlar ki her gün işledikleri günahları, ortada bir suç olmamasına rağmen varmışçasına icat edip özür diledikten sonra dayak yemeğe devam ediyorlar. Bir gün, tesis kapatılıp aç ve parasız ortada kalıverince yaptıkları en iyi işi bu sefer para karşılığı yapmaya karar veriyorlar: Herkesin yerine özür dilemek... Küçük yaşlarımızdan beri, suçlu hissettirilmeye alıştığımız için en küçük hareketimizin sonucunda bile ''Acaba suçlu muyum?'' ya da ''Kötü bir şey mi yaptım?'' sorularıyla gece odamızda yankılanan iç sesimizin yüz elli sayfalık bir özeti bu kısa roman. Huzurlu geçen bir günün akşamında, nasıl olduysa sürekli suçluluk hissine alıştığımız için o günün nasıl geçtiğiyle ilgili kafaya takacak mutlaka bir şey aradığımız, belki de sorumluluk alması gerekenlerin yerine yükleri gereksizce sırtlanarak kendimizi cezalandırdığımız ama bir tek kendimizden özür dilemediğimiz
Edebiyat
Özür DilerizLee Ki-ho · Othello Yayıncılık · 2022210 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
saçını-başını-yolmak
10/10
·158 syf.··
2022 3. kitabı
Kalbimizi acıtan bir ziyarete gittiğimiz zaman birbirimize dönüp ‘’Yaşamımızın kıymetini bilelim, anı yaşayalım,” deriz. Kafalar sallanır. Onaylanır. Kaçınılmaz olan o karara varılmıştır. Herkes mucizevi bir değişime uğramış, omuzlar dikleşmiş, nefesler ertesi gün yeni bir hayata başlamak için en derinlere çekilmiştir. Ertesi gün, dünden kalan bolca çekilmiş oksijenden eser kalmaz. Savaşan, gurur yapan, böbürlenen, üzülen, çok önemseyen, gece uyutmayan hallere yeniden selam çakılır. Hafıza mı nankördür, yoksa kalp çok mu saydamdır da duyguları sıkı sıkı tutamaz hemen gevşeyiverir. Knut Hamsun’u okuyunca işte o dağın zirvesindeki buzun, sonra da güneşi görünce erimeye başlayan karın içinde gidip geldim. Oğuz Aktürk’ün kitap kulübünde Ocak ayını İskandinav edebiyatı ilan etmiştik. Dedik ki, “Knut Hamsun’dan iki kitap okuyalım.” Açlık kitabını bu zamana kadar okumadığım için zaten çok ayıp ettiğimi düşündüğümden öncelikle ondan başladım. Karakter eskiden refah içinde yaşayan ama sonrasında sefalet dolu bir hayata adım atmış, açlıktan ölüp dirilen hatta acıktığında bastırsın diye talaş çiğnemeyi yeğleyip yardım istemeyi kendine yediremeyen, merhametli ama aynı zamanda yerine göre acımasızlığın arkasına saklanan, yazılarını satarak yaşamını devam ettirmeye çalışan, üst düzey sabırlı ve bana göre çok zeki biri. Knut Hamsun (Knut Pedersen) Açlık eserinde gerçek hayatta yaşadıklarını karakter aracılığıyla resmen kalbimize kızgın demir sokarak anlatıyor. O da kitaplarını bastırmak için kaç kere yüz çevrilen, açlık ve sefalet içinde kalan ama yılmayan biriydi. Ibsen ve Twain’den çok etkilenmişti. Açlıktan ve yorgunluktan sıtma nöbetine tutulduğu gün elinde kurşun kalemi ve bir kağıt parçası ile Kopenhag limanında Kristiania’daki yaşadığı acı günleri anarak Açlık’ı yazmaya
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Sadece insan ol ve yaşa
10/10
·120 syf.··
2021 37. kitabı
1-Bir insanı hayatına koyduğun yer, onu anlamlandırman, ilişkinize bakış açın, onunla olan savaşların ve aksine hayranlıkların tamamen kendinle ilgilidir. Karşındaki insanın bununla ne yaparsa yapsın ilgisi yoktur. 2- Akışta ol, çok kafaya takma; çünkü hayat seni nereye götürmek isterse oraya gidersin. (Bu ara oldukça kaderci bir bakış açısındaydım, kitap üstüne tuz biber ekti.) 3- Her şeyi ciddiye alma. En ciddi gözüken şeylerin altı, bir o kadar boş… 4- Sadece yaşa, uyu, uyan, yemek ye, tuvalete git, istediğin kitabı oku ya da filmi seyret, sevdiğin işi yap… İnsan ol. Mutlaka okumalısınız Sonra da filmini seyredin ;) Sevgiler
Bir YerdeJerzy Kosinski · E Yayınları · 2012540 okunma
10/10
·144 syf.··
2021 27. kitabı
Dağıldım. Gerçekten, okurken dağıldım! Birileri beni torbanın içine soktu, sıkıştırdı da sıkıştırdı ve bunu iliklerime kadar hissettim. Tek tek, karakterleri karşılarındaki koltukta oturup yargılamadan dinledim. Kitap ne kadar yalınsa, bir o kadar da derin. Son sayfayı okuyup kapağı kapatırken, içimden ‘’Oh olsun!’’ dediğim için kendimi suçlu hissediyorum. Sanmıyorum ki, bu kitabı okuyup gözünüzün önünden kendi hayatlarınız geçmesin...Öyle bir geçiyor ki... Evliliği daha huzurlu olmak için mi yapıyoruz, yoksa o sıkışmışlık hissi sakladıklarımızın önünde bir duvar mı oluşturuyor? Kendimize itiraf edemediğimiz gerçekleri orada saklamak bize huzur mu veriyor? Aslında bitmiş bir ilişkiyi çocuk yaparak canlandırmaya ve bu bitmişliğin bütün yükünü çocukların üzerine mi yıkıyoruz? Sonra da çocuklar zamanı geldiğinde bize minnet duymayıp haklı olarak onlara yaşattıklarımızın tazminatimı mı istiyorlar bizden ve çok da haklı değiller mi? Çok iyiydi...çok çok çok... Dağıldım.
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,125 okunma
10/10
·160 syf.··
2021 20. kitabı
İstediği kadar edebi olmasın ya da birinci kitaba yapısal olarak hiç benzemesin, Doppler benim için artık ormanda yanına uğrayabileceğim ve iki üç saat sohbet edebileceğim bir karakter haline geldikten sonra bunların hiçbir önemi yok. Doppler’i taştan da yontsalar yine okurum! Doppler; doğmamış kardeşim, nasıl da geldin buldun beni. Tamam ikinci kitapta biraz daha kendini kaybettin; ama zaten bulmak için kaybetmen lazımdı. Von Borring’in yüzüne vurduğu gibi ‘‘İnsanları sevmiyorum’’ diyip dururken aslında etrafında seni sen olduğun için sevecek gerçek insanlar mı arıyordun? Ağaçlara sarılırken seni yargısızca ve sessizce sevecek bir eş, beklentisi olmayan çocuklar mı arıyordun? Duvarlar örüp kötüyü engellediğini düşünürken aslında iyinin içeri girmesinden de mi korktun? Doppler sözüm sana, aslında kendime.
Volvo KamyonlarErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 20241,159 okunma