Rus konsolosu Alibeg'e «Siz Kazak Türkleri, bu kadar faaliyet gösterip Şarkî Türkistan'ı kurtaracağınızı mı zannediyorsunuz? Boşuna uğraşmayın, bunda muvaffak olamazsınız. Bir an için ,Şarkî Türkistanın İstiklâlini kazandığını düşünelim, bu takdirde siz yine idareyi ele alamazsınız. Çünkü Uygur Türkleri sizden daha kalabalık. Sizinki, kendinizi etrafa kötü göstermekten başka bir şey değil» demiştir. Bunun üzerine Alibeg Hakim, Rus konsolosuna şöyle cevap verir: «Biz İstiklâl için uğraşıyoruz. Bizim için Uygur, Kazak diye bir tefrik yoktur. İstiklâlimizi elde ettikten sonra, içimizden kim gelirse gelsin bizce muteberdir. Esasen siz Ruslar biz Doğu Türkistanlıları Şin Şi Sey vasıtasıyla Batı Türkistan yaptığınız gibi 14 millete ayırdınız. Bir kabilecilik cereyanı vücude getirerek, bizleri birbirimize katmak istediniz, ama muvaffak olamadınız. Olamayacaksınız da... Çünkü biz birbirimize kardeşçe bağlıyız...»
Rus konsolosu: «Siz Kazak Türkleri, Şarki Türkistan Hükümetini yıkmak için hareket ediyorsunuz. Halbuki Uygur Türkleri, Bu cumhuriyeti tasvip ediyorlar... » Alibeg Hakim, bu sözlere gereken cevabı hemen verir: «Başında Alihan Töre gibi bir reisicumhurumuz bulunan Şarki Türkistan Cumhuriyetini hepimiz tasvip ettik. Onun uğrunda kurbanlar verdik. Fakat bazıları, onu kalleşçe devirerek idareyi ele aldı. Ve hükümeti bir kukla haline getirdi. Şarki Türkistanlıların menfaatına değil, zararına olan bu kukla teşekkülü tasvip eden bir Türkistanlı bulunamaz.
Bizler için Kazak, Uygur diye bir şey yok... Hepimiz Türkistanlı Türk'üz. »
Bu kasabaya gelen Çinli askerler, oranın sakinlerini toplayarak, Nurfay Batur İsmini duyup duymadıklarını söylerler. Halk da, «tanıyoruz» der. Daha sonra karakol kumandanı şöyle bir hitabede bulunur:
«Hepinizin iyi tanıdığı Nurfay Batur, Çin hükümetinin emirlerine karşı gelmiş ve hükümeti devirme hareketlerine iştirak ederek, ~neticede vatana ihanet suçuyla öldürülmüştür. Burada gördükleriniz, onun karısı ve çocuğudur. Onlara vereceğimiz cezaları seyredin ve bundan sonra Çin kuvvetlerine karşı gelecek olanların akıbetini İyice görün».. Bunu müteakip Çinli askerler küçük Abdurrahmanı yere yatırarak karnını süngülerle oyarlar ve kalbin çıkararak halka İşte Nurfay Batur'un yerini alacak olan oğlunun yüreği...» Bize karşı gelenlerin hepsinin sülalesini yok ederiz.» diyerek etrafa gösterirler. Bu korkunç ve korkunç olduğu kadar alçakça, vahşi hareket karşısında halk donup kalır. Ne yapacağını şaşırır. Bir yere kıpırdayamaz... Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, hamile kadıncağızın da karnını
yırtan caniler, 7 aylık çocuğun bile kalbini çıkararak göstermek adiliğinde bulunmuşlardır.
Sayfa 143 - Öldürülmek istenen milliyetçilerin arasında Nurfay Batur da vardı. Çok nişancı ve koyu bir milliyetçi olan bu kahramandan Çinliler daima şüphe eder
ve silâh sakladığına hükmederlerdi.·Kitabı okudu
"Türk ırkının ana vatanı Ulu Türkistan'ın Çin istilâsı altındaki doğu kesiminin kuzeyindeki üç vilâyette, yani , Altay, Tarbağatay ve İLİ'de 1944 senesinde kurulan ŞARK TÜRKİSTAN CUMHURİYETİ, Çankayşek gibi bazı art düşünceli kimselerin iddia ettiği gibi, herhangi bir yabancı devletin kışkırtmasıyla kurulmuş değildir. 1944 senesinde merkezi İLİ'de olmak üzere Altay, Tarbağatay vilâyetinde kurulmuş olan bu Türk Cumhuriyeti, Türkistan Türklerinin istiklâl aşkıyla, Doğu Türkistan'ın millî istiklâli için kurulmuştur. Bunun aksini iddia etmek Türkistan Türklerine hakaret ve hakikatleri de insafsızca tahrif etmektir."
Not:
Alihan Töre'nin başkanlığında kuruldu. Almanlar ile Ruslar arasında çatışma çıkınca Ruslar Türkistan'ın doğu kısmından çekildi. Ve Şin Şi Sey destek alacak bir kuvvet bulamadı. Osman Batur Moğollar(Dış Mongolya) ile anlaşma yaptı. Böylece bazı şeyler karşılığında Moğollar silah verecekti. Kulca(İle)de ise Alihan Töre silah teminine başladı. Bunu bilen rus konsolosu anlaşma teklif etti. Kazak Türkleri ruslardan nefret ediyordu. Ama ilk iş çinlileri Türkistandan kovmaktı o yüzden rus konsolosunun teklifini kabul etti. Osman Batur'un alevlendirdiği istiklal mücadelesi ve Alihan Törenin başkanlığı ile Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuş oldu.
"Alîhan Töre'nin ordusu Tarbagatay'a doğru ilerlerken, Osman Batur'un kuvvetleri de Altay'ın merkezi olan Sarsunbey'i kurtarmı ve Çin kumandanlarını da esir almıştı.
Bunun üzerine, Osman Batur'a üzerinde İSTİKLÂLİYET yazılı olan ay yıldızlı ve altından yapılı bulunan Doğu Türkistan Cumhuriyetinin İlk İstiklâl Madalyası verildi."
1949 yılında rus ve çin baskısı ile yıkılıyor.
"Kuruluşunun 30. ve yıkılışının 25. yıl dönümü dolayısıyla Şarki Türkistan Cumhurîyeti'ne hizmet ederek o uğurda şehid olanların ruhu önünde eğilir,
"Adi vasıflarından hiçbirini kaybetmeyen uşak vali Şin Şi Sey, Ruslar'ın Batı Türkistanda tatbik etmiş olduğu parçalama sistemini, aynen Doğu Türkistanda da tatbike koymağa başlamış ve bu cümleden olarak aralarında hiçbir milliyet farkı olmayan Doğu Türkistan Türklerini, bir birinden ayrı 14 millete bölmüştü. Gayesi, bunları birbirine katıp millî duygularını baltalayacak, kardeşi kardeşe düşman edecek ve ancak bu şekilde emellerini tahakkuk ettirmiş olacaktı."