Vicdanlı , sorumluluk duygusu olan bir insandı,yani birçoklarına göre kendini iş için harcayan bir enayi. O birçoklarına göre sanki kendisinin hayvanlarıymış gibi sovhozun hayvanları için kendisini mahvediyordu. Devlete ait bir ağılın asıl sahibi sanki imişçesine kan ter içinde çırpınmanın ne gereği vardı ? Fakat iş tutkusu, çalışma tutkusu onun yaradılışından geliyordu ve o bu tutkudan yararlanmasını uzmanlaşmasını bilmişti. Herkeste en az bir nebze bulunan bu tutku evrensel olmalıydı. Maalesef bu şekilde hareket edenler pek azdı. Kadın-erkek , genç- ihtiyar birtakım tembeller , miskinler doldurmuştu bu dünyayı. Bu insanlar tembelliğin, bütün sefaletlerin ve felaketlerin kaynağı olduğunu anlamıyorlardı.
Bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken, sonra bu memlekette üstelik kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum.