Fransa’da hayat kadınlarının çocuk doğurmalarının yasal olmadığı bir zamanda dünyaya gelen, 10 lu yaşlardaki Momo’nun gözünden anlatıyor yazarımız hikayeyi. Kendisi ile birlikte aynı durumdaki çocuklara bakan, yaşlı ve hasta Madam Rosa’nın evinde kalıyor. Momo’nun sevgi ve şefkati aramasını, bulamadığında nasıl hissedip bu boşluğu nasıl doldurmaya çalıştığını okuyoruz. Başından o kadar kötü olay geçmesine rağmen bunları yazarın dramatize etmeden anlatması (bir önceki okuduğum kitap İçimdeki Müzik’in tam zıttı olarak) beni
çok etkiledi. Tavsiyemdir.