Hem ne diye yaşayacaktı? Gözlerini hangi hedefe dikecekti? Niçin didinecekti? Var olmak için mi yaşayacaktı? Ama o, eskiden de, bir ideal, bir umut, hatta bir hayal uğruna varlığını bin defa fedaya hazır değil mi idi? Sadece varolmak ona her zaman az görünmüş, o daima bundan fazlasını istemişti.
Bazen, haydutların eline düşen bir adam, tıpkı böyle, yarım saat, ölüm korkuları geçirerek titrer. Ama bıçak çekilip gırtlağına dayanınca, bütün o korkular geçer.
İcap ettiği zaman yüzünüze karşı en hayâsızca yalanları söylemekten, en namussuzca hareketleri yapmaktan çekinmeyen bu adamlar on dakika sonra size akılların almadığı bir küstahlık ve pişkinlikle namustan, faziletten bahsederlerdi.