Gözde Kigan

Gözde Kigan
@GozdeKigan
Instagram @derinbook

Gözde Kigan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.·
2021 3. kitabı
Jean-Paul Sartre
7.7/10 · 28,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tutunamayanlar
Puan vermedi·724 syf.··
2020 7. kitabı
Selim ve Turgut çok eski iki dosttur. Fakat okulları bittikten sonra hayat şartları ve çizdikleri yol onları bambaşka hayatlara sürüklemiştir. Yıllar sonra Selim’in intihar haberi Turgut’a ulaştığında Turgut’un hayatı tam anlamıyla değişir. Turgut geçmişe yolculuk yapmak ister, Selim’in “onsuz” geçirdiği yıllarda neler yaptığını, kimlerle konuştuğunu tek tek öğrenmek ister ve bilmeden çok uzun bir yolculuğa çıkar. Aslında Selim’in geçmişine uzandığını düşünürken kendi içsel yolculuğuna bir başlangıç yapar. Hikayeyi okurken Selim’e dokunan ve Selim’in dokunduğu bambaşka karakterle tanışacaksınız. Hepsi de çok ayrı ve çok derin karakterler aslında. Okudukça belki de intiharın onun için doğru bir karar olduğunu!!! bile düşünceksiniz başka bir çözümü olmasını da çok isterken. Genel olarak Tutunamayanlar için sıkıcı, bitirilmesi zor kitap olarak bahsedilir ama kitabı sonuna kadar okuduğunuzda asla öyle olmadığını anlayıp tekrar okuyacaksınız. Türk Edebiyatının kesinlikle ve kesinlikle en önemli romanlarından biri olduğunu düşünüyorum. Varoluşçuluğa karşı merakınız varsa da kesinlikle okuyun derim. “İtiraz ediyorum Sayın Başkan; bu hayattan istifa ederek başka bir hayatı başka türlü yaşamak istiyorum.”
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Sefïller
Puan vermedi·1724 syf.··
2020 22. kitabı
Canım klasiklerimden biriyle devam ediyorum. Hakkında yazılacak öyle çok şey var ki!! Nereden başlasam bilemiyorum. Çok uzun zaman önce okumama rağmen, aklımda en net kalan kitaplardan. Jean Valjean çok küçük yaşlarda ebeveynlerini kaybetmiş, ablası ile beraber onun 7 yetim çocuğuna; çok az paraya bir o kadar da çok ağır işlerde çalışarak bakmaya çalışan bir genç. O sıralarda henüz 25 yaşında. Bir gün çocuklara götürecek yemek parası olmadığından bir fırının önünden geçerken bir tane ekmek çalarak hırsızlık yapar ve 5 yıl kürek çekme cezası alarak mahkum olur. Ablasının çok kötü şartlarda olduğunu duyar ve cezasının bitmesine az bir süre kala hapisten kaçar sonrasında yakalanır ve bunu bir çok defa dener ve böylelikle cezası 19 yıl olur. Sonra adına özgürlük demek ne kadar doğrudur bilinmez ama sözde özgürlüğüne ! kavuşur. Kimliği geri verildiğinde üzerine “çok tehlikeli biri“ diye not düşülmüştür. O saatten sonra ne yapabilirdi ki aslında. Hemen sonra bir piskopos onu tanrı misafiri olarak evine alır,Jean o evden gümüş şamdanları çalar ve kaçar yine yakalanır piskopos onu affeder ve bu parayla güzel işler yapmasını ister ilk defa biri Jean’ a insan olduğunu hatırlatmıştır bu olay onun için tam olarak bir dönüm noktası olur. Bu kitabın bana öğrettiği en güzel şeylerden biri de; bir canlıyı canı pahasına sevebilmek için onu doğurmanız veya babası olmanıza gerek olmadığıdır. Asıl olanın “emek” olduğudur. Sevmek için genetiğin hiç de önemi yoktur aslında. Okurken öyle güzel hissediyorsunuz ki bunu. Jean kimliğini değiştirerek bir çok kılığa girer çok zengin olur. Daha sonra Cossette adında annesinin ölmeden hemen önde kızını bulup yanına alması için yalvardığı ve vasiyet ettiği çocuğu bulur yanına alır ve tekrardan bambaşka bir hayat kurar.Okurken kızı için yaptıklarına
1000Kitap
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,4bin okunma
Serenad
Puan vermedi·481 syf.··
2020 23. kitabı
Size Struma Gemisi ile ilgili gerçeküstü bir hikaye anlatacağım. Hikaye, Nazi yönetiminin hüküm sürdüğü Almanya’da başlıyor. Wagner, sözde “Üstün Irk” olarak tabir edilen “ARİ” ırkından gelen bir Alman, Nadia ise Almanya’da yaşayan bir Yahudi. İkisinin yolları bir şekilde kesişir ve birbirlerine aşık olur, evlenirler. Fakat öyle kötü döneme denk gelirler ki; Wagner, nüfusunun kuvveti ve iş hayatındaki konumuna rağmen, eşini ve kendi hayatını riske atmak istemez ve kaçmayı planlar. Güzergahları İstanbul’dur. Fakat kaçmaya çalışırlarken karısı yakalanır ve Dachau toplama kampına gönderilir. Bu sırada hamiledir. Wagner İstanbul’a giderek Nadia ile ilgili bilgiler almaya çalışır ve bir şekilde ulaşır, Romanya’ya gönderilmesini sağlar. Nadia’nın Romanya’dan kalkacak bir gemi ile İstanbul’a geleceğini öğrenir ve beklemeye başlar. Struma İstanbul’a gelir. Gemi yolda arızalanmıştır fakat başka bir tuhaflık daha vardır. Saatler geçmesine rağmen gemiden bir kişi inemez, insanlar üst üste, çığlıklar içinde tam bir kargaşa yaşanmaktadır. Herkes öylece müdahale edemeden dinler o çığlıkları! Wagner’ın edindiği bilgiye göre Filistin’e gidecek olan bu gemiden bir kişinin dahi inmesi yasaktır. Gemi tamir edilip yoluna devam edecektir. Fakat geminin tamirine de İngiltere izin vermez. Ama her zaman dediğim gibi, insan ırkı o kadar korkunç olabiliyor ki! 796 kişinin olduğu gemiden 2 ay boyunca kimseyi indirmezler. İçeride; açlığı, sefaleti, bebeklerin ağlamalarını, yardım çığlıklarını... sadece çaresizlikle izlerler. Bu insanlara işkencelerin en büyüğü yaşatılır. Ve 2 ay sonunda gemi Şile açıklarına götürülür içinde yüzlerce insan olmasına rağmen patlatılarak bir katliam yapılır. Bu insanların suçu sadece “dinlerinin” farklı olması, öyle doğmuş olmalarıdır... Ne insan öldürmüşlerdir,
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2020 28. kitabı
Dostoyevski’nin yine zor, karışık, karakterlerden şemalar çizdirmeye aday kitaplarından bir tanesi ile daha karşınızdayım çok sayın Ladies and Gentlemen arkadaşlarım. Prens Mışkin’in dramatik hayatı. Kendisi sara hastası olduğu için çok nöbet geçirir ve bu da beyninde bazı hasarlara neden olur, ama ciddi anlamda akıllıdır aslında. Mısır’da ki büyük büyük babasından miras kalır şaka şaka normal bildiğimiz dümdüz miras kalır. Alt tabakayken birden üst sınıfa çıkar, bu da doğal olarak çevresinde birden karınca gibi insanların çoğalmasına sebep olur. Bir de Nastasya vardır ahhh Nastasya ahh!! yaktın gül gibi Mışkin’i yaktın. Hep bu Nastasyalar yüzünden yakmadık mı Aglaya gibi kadınları ?? Sorarım sizee eeeyyy arkadaşlarım. Aglaya, Mışkin’e çok aşıktır. Mışkin’e göre; en az Nastasya kadar da güzeldir aslında, artı olarak bir de çok zeki ve kültürlü kızdır ama gel de bunu Mışkin’in o minnoş kalbine anlat. Kitabı bitirip üzerinden uzun yıllar geçse dahi hatırlayacağınız şey Aglaya’nın aşkı olacaktır. Bu kitap için Dostoyevski’nin kendi hayatından alıntı yaptığı söylentisi vardır. Bunlardan biri sara hastası olması, diğeri idama çok çok az bir zaman kala affedilmesi. Kitapta Dostoyevski gibi, idama mahkum edilmiş olan birinin düşüncelerini çok iyi okuyoruz yaşıyoruz resmen. Ve daha bir sürü şey... O kadarını da siz okuyun, yok öyle armut piş ağzıma düş, di mi ama ?? Neyse benden bu kadarlık. Anlatması benden, okuması sizden. Mışkin’in de dediği gibi “dünyayı güzellik kurtaracak.”
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma