Bazen aynı anda bir dinozor, balık, yarasa, kuş, ilkel çorbada yüzen bir tekhücreli veya bir memelinin embriyosuyum, bazen bir mağaradayım, bazen bir rahimde, ki ikisi özünde aynı şeydir (zamana karşı) korunan bir yer.
Drogo, insanların her zaman birbirinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne kadar büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Pek beğendim. Her kahramanın ve dolayısıyla tüm insanların bir karanlığının olduğunu her kahramanın penceresinden bakarak birinci ağzından anlatarak aktarmış. Hadiseyi ve hadiseleri kahramanlarının kişisel tarihleriyle ve dolayısıyla olaylara verdikleri tepkilerini, sebepleriyle açıklamış. Bu anlamda çok başarılı buldum. Birini yargılamak nasıl da kolaydır.Yazar, kahramanlara kendini savunma ve anlatma imkanı vermiş. Ve yarattığı kahramanlarına öyle insani davranmıştır ki , kitabını kahramanı Ethem’e ithaf etmiştir. Yazarın başardığı şeyi biz gerçek hayatta yapabiliyor muyuz diye düşündüm. Keşke gerçek hayatta da birini yargılamaya kalkışırken, yargıladığımız insana kendini izah etmesine müsadece edecek samimeyetle “neyin var, bir anlatsana, neden böylesin, neden böyle oldu veya oldun” diye sorduk. Anlatmaz belki, kim bilir…ama siz o karanlığın perdesini aralamış olursunuz! Güneş girmeyen eve doktor aramayın, güneş olun yeter!