Öncelikle Betül güçlünün yazım stiline hayran kaldığımı , artık onun kitapları olmadan yapamaz hale geldiğimi belirtmek istiyorum çünkü bu objektif olamayacak kadar sevgi içeren bir inceleme...
Ben tam doğru vakitlerde okudum Betül güçlünün kitaplarını... Öyle ki kitap okumayı çok seven ve bundan ilkokulda ortaokulda ödül alan biri olarak lisede nedense aşk kitabı okuyamadiğımı fark ettim. Sonra sosyal mecralarda bir kitap gördüm " sevgili limon çiçeği" ben yeşil rengini çok severim kitabın dışı ilgimi çok çekti konusu da keza öyle sonra o kitabı okudum ve en sevdiğim kitap oldu. Hatta öğretmenimle eskiden sınıf arkadaşı olduklarını öğrendim benim kitabı okurken bir fotoğrafı Betül güçlüye atmıştı hocam.
Sonra ben lisede bir kurgu üzerinde çalışmaya başladım ve hala daha bitiremedigim ama üzerinde çalıştığım tek kitaplık bir fantastik kitap var, ama yks yani daha doğrusu üniversiteye geçiş zamanı kitap okumaya da yazmaya vakit bulamadım pek ve bu durum beni çok çok üzdü...
Sonra üniversite kazandım ilkokuldan beri hayal ettiğim meslek olan öğretmenlik için çalışmalara üniversitede devam ediyordum işin güzel yanı kitap okumam için artık vaktim vardı.
Ve dışından dolayı sonbahar hissi veren "balkabağı ile tarçın" ı okudum. Ve bayıldım. Zaten seviyordum yazım tarzını ama dedim ki o kadar iyi ki , sanki bir film izliyorum o kadar sarıyor ki ne ara kitap bitti oluyorsunuz böyle şaşıp kalıyorsunuz.
Sonra Kasım ayında şuanki en sevdiğim kitap ve benle aynı meslek olan "içimdeki güneş" i okudum ve şuana kadar okuduklarım arasında en sevdiğim kitap oldu çünkü ela öğretmen ile o kadar fazla ortak yönüm olaylara bakış açım o kadar benziyordu ki kendimi bende böyle yapardım bende böyle hissederdim demeden alamadım kitabı o kadar keyfini çıkartarak okudum ki sanırım bir üstü