Öyle yabancı geliyor ki bu dünya bana sanki dilini bilmediğim bir yerdeyim. Herkes birbirini anlıyor ama ben hiç bir şey anlamıyorum. Sanki herkese yetecek sevgi var ve herkes birbirini seviyor, anlıyor ama ben bunların dışında kalıyorum. Ne sevgiyi hissedebiliyorum ne de anlayışı...
O kadar anlıyorum ki insanları bazen kendime yanlışlar yaptığımı fark ediyorum. Sonra bir bakıyorum kendime vuranlardan biri de benmişim meğer. Ve öylesine anlamıyorum ki insanları , yaptıkları haraketleri aklım hayalim kavrayamıyor. Bir insan nasıl bu kadar empati yoksunu ve anlayışsız olabilir anlayamıyorum.
Hem bu kadar anlayıp hem de hiç bir şey anlayamayinca tek anladığım şeyler de hisler ve duygularım oluyor haliyle... Bu paradoksta tek suçlu ve üzgün çıkan da her zaman ben oluyorum.
İnsanlara kolay kolay güvenmemem gerektiğini öğrenmiş olmam gerekirdi ama ben de böyle biriydim işte. Çabuk değer verir çabuk alışır çabuk güvenirdim. Bu yüzden sık sık hayal kırıklığına uğruyordum. Yaşadıklarımdan sonra hala birilerine guvenmeye hevesli olan aptal kalbime bakılırsa üzülmeye hak ediyordum da