Yalnızca biyolojik rahatsızlıklarla ilgilenir ve kusurlu genleri ruhsal rahatsızlıkların sebebi olarak görüp, ihmal, istismar ve yoksunluğu göz ardı ederseniz, önceki neslin bütün suçu yalnızca korkunç annelere atması gibi, çıkmaza girersiniz.
Anne ve babalar çocuklarına en değerli varlıkları gözüyle bakar, onların yaşamda hep ayrıcalıklı bir yeri elde bulundurmalarini dilerler hep. Çocuklar da sezer,farkına varırlar bunun; söz konusu ayrıcalıklı yeri ele geçirmeye ve sağlayacağı avantajlardan yararlanmaya çalışırlar. Böylece şımartılmış çocukların sayısı büyük rakamlara ulaşır.
Güven duygusu gelişmemiş insan değişik tutkunluklar geliştirir. Bu tutkunluklardan biri de, hiç bir şeyi atamama, eline geçen her şeyi biriktirmedir.Boylece, kendi iç dünyasındaki güvensizliği, dış dünyada biriktirdiği nesnelerle karşılamaya calisir. Tanıdığı, kullandığı nesneleri biriktirerek, içinde bulunmadığı emniyet, güven ve huzur duygularını elde etmeye çabalar.
Mutlu yetişen insanlar, olayların çoğunda mutlu olunacak bir yön buluyorlar. Mutsuz yetişen insanlar ise, olayların çoğunda mutsuz olunacak bir yön buluyorlar. Onları mutlu edecek olayların sayısı yok denecek kadar azdır.