"Yıllardır biriktirdiğim tek şey 'şeyler.' Duygular değil, bağlar değil, insanlar hiç değil. Sadece 'şeyler.' Tanımsız, isimsiz, anlamı zamanla bozulmuş kırıntılar... Hafızamda raflar var ama tozunu almadığım için anılarım da orada küfleniyor. Bazen kendi içime dönmek istiyorum ama içim dağınık. Ne bulmak istiyorsam önce toparlamam gerek ama neyi nereye koyacağımı bilmiyorum. Çünkü kimse bana kendinle nasıl yaşanırı öğretmedi."
"Affetmekte ustaysanız en çok siz incinmişsinizdir. Affetmek, güçlülerin değil; en çok yaralananların becerisidir. Çünkü defalarca kırılmış kişi, bir yerden sonra intikamı değil; huzuru seçer. Ama bu huzur yorgunluktandır, üstünlükten değil. Bağışlayanların gözlerinde bir sızı, içlerinde bir sükûnet olur."
"Bilinç güvenli bir liman hissi uyandırırken bilinçdışı, engin bir denizin karanlık suları gibidir. Bilinçdışının içerik ve eğilimleri, dalgakıranı döven dalgalar gibi varlığını her daim hissettirir ve zaman zaman da onu aşar."
“Olgunlaşmamış her Eros, bir cennet kurucusudur. Bir kızı alıp götürmek ve ona ebediyen mutlu yaşayacağını vadetmek ergence bir tutumdur. Bu, sır küpü aşamasındaki Eros’tur: Cennetini ister ama sorumluluk istemez, bilinçli bir ilişki istemez. Her erkekte bundan bir parça vardır.”