Gül Esen EFEOĞLU

Gül Esen EFEOĞLU
@Gul_Cemal
15 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Kuş taşlayarak, köpek döverek, kedi yakarak büyüyen çocukların ülkesinde polislerin kahraman olmasından daha doğal ne olabilir. Ben polise öfke duymuyorum. Asıl katil onların babalarıdır. Aklı ve sevgisi olmayan bir toplum ya önünü iliklemekte ya da şiddeti şehvetle sevmekte bulacaktır özgürlüğü.
Sayfa 26
Toplumsal Düzen
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peki ama çocuk neden kendisine özel sırdaşlar seçiyor? Her zaman kendisini eğitenlerin zorbalığı yüzünden. Saklanmak zorunda kalmasa, neden onlardan saklasın ki? Yakınacak bir şeyleri yoksa, neden yakınsın ki? Elbette onlar çocuğun ilk sırdaşlarıdır. Çocugun düşündüğünü onlara söylemekte sabırsızlanmasından, onlara söyleyinceye kadar ancak kısmen düşünmüş olabileceği anlaşılıyor. Sizin o uzun, can sıkıcı öğütlerinizden, paylamalarınızdan korkmadıkça, size her şeyi her zaman anlatacağına emin olabilirsiniz. Keza, onun sizden hiçbir şeyi gizlemeyeceğine başkaları da iyice emin olduklarında, size kesinlikle anlatacağı sırrı ona vermeye cesaret edemeyeceklerdir.
Sayfa 452
Çocuk Psikolojisi
Felsefe bize imanın bir açıklamasını veremez ve vermemelidir de. Felsefe kendisini anlamalı ve herhangi bir şeyi almadan en azından herhangi bir şeyin hiçbir şey olmadığını düşünmeyi sağlayarak aldatmak yerine, aslında neyi önermesinin doğru olduğunu bilmelidir. Yaşamın gereksinimleri ve tehlikelerine âşinâyım. Onlardan korkmuyorum ve yiğitçe onları karşılamaya koşarım. Korkuya yabancı değilim, benim belleğim sadık bir eş ve benim imgelemim, bana hiç benzemeyen, bütün gün işinde sessizce çalışan ve akşamları benimle güzel güzel konuşabilen, beni de sadece,çizdiği resimlere -daima manzaralar ya da çiçekler veya pastoral idiller olmasa da- bakmak zorunda bırakan çalışkan bir hizmetçidir.
Hegel'in kendisinin çok anlaşılır olmaması olduğuna inanacak kadar gözü karayım. Bütün bunları kolayca, doğal olarak bana herhangi bir zihinsel zorlama getirmeden yapabiliyorum. Ancak İbrahim hakkında düşünmek zorunda olduğumda, neredeyse tükeniyorum. Her zaman, o dev paradoksun farkındayım: Beni sürekli geri püskürten İbrahim'in yaşamının içeriği ile, bütün tutkusuna rağmen onun içine giremeyen, bir kıl boyu ilerleyemeyen benim düşüncelerim arasındaki paradoksun. Onun bir görüntüsünü yakalayabilmek için bütün kaslarımı zorluyorum, ancak aynı anda felç oluyorum.
Dışsal ve görünür dünyaya ait eski bir ata sözü şöyledir: "Yalnızca çalışan ekmeği kazanır."Çok gariptir ki, bu atasözü asıl ait olduğu dünyaya uygulanmaz. Halbuki dışsal dünya kusurlar yasasına tabidir; ekmeği kazananın çalışmayan olduğu sıklıkla görülmektedir. Uyuyan çalışandan daha büyük bolluk içindedir. Dışsal dünyada her şey elinde bulundurana aittir, dışsal dünya kayıtsızlık yasasına tabidir ve yüzük cini, ister Nureddin olsun ister Alaaddin, yüzüğü kim takarsa ona itaat eder ve dünya hâzinelerini, onları bulan elinde bulundurur. Ruh dünyasında her şey tersinedir. Burada bir sonsuz kutsal düzen egemendir, burada yağmur haklı ve haksız ayırmadan üzerlerine yağmaz, burada güneş hem iyi hem de kötünün üstüne doğmaz, burada yalnızca çalışan ekmeği kazanır ve yalnızca ıstırabı bilen huzuru bulur, yalnızca dünyanın altına kadar alçalan sevdiğini kurtarır, yalnızca bıçağını çeken İshak'ı alır. Çalışmayan ekmeği kazanmaz, ancak, tanrıların Orpheus'u sevdiğinin yerine boş bir figürle kandırmaları gibi, kandırılır. Orpheus kandırıldı çünkü o cesur değil zayıf yürekliydi, kandırıldı çünkü o bir adam değil, lir çalıcısıydı.
İnsan ve Hayat