“İnsanlara söz ettirmem.Olmaz.Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır.Durmam,vardır parlıyordur.Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur.O parlak ışığı göremiyorsak,gözümüz içimizin karanlığındadır”
“Saklanmışlar kendi içlerine,burunlarının ucunu görmüyorlar.Saklanmışlar,yumulmuşlar kendi karanlıklarına.Bunlar şu Yeni Cami önündeki kurtarılmayı,kurtulup da şu kirlenmiş Boğazın üstüne doğru uçmayı bekleyen küçücük,parlak kafeslerin içinde çırpınan kuşçukları mı görecekler? Binmişler birbirlerinin sırtına,birbirlerinin karanlıklarına gidiyorlar kıyamete”
“O sustuktan birkaç saniye sonra o gün,sızı gibi,incecik bir klarnet sesi geldi derenin dibinden.Düpedüz ağlıyordu bu klarnet,sese dönüşmüş acılı bir insan misali kendini yerlere atıyor,sonra dizlerinin üstünde doğruluyor,doğrulunca çırpınıyor,çırpınırken de adeta oluk oluk gözyaşı döküyordu.Kendine hakim olamadığı için,dile getirdiği şeylerin içinde uğundu kaldı da birdenbire inişini,çıkışını kaybetti sonra; göğe doğru uzayıp giden gergin bir ipliğe dönüştü..”