Bence bir gün bu 'ne yapmalıyım' sorusunu sormayı hepten bırakmalısın ya, neyse" diyor içini çekerek. "Son tahlilde kendi içinde hepimizle tek tek barış imzalaman lazım. İçimden Sesler Korosu'nun her bir ferdini kucaklayıp sevebilsen keşke. Ne yazık ki sen henüz bunu yapacak konumda değilsin. Şimdilik sadece ayıklıyorsun kendi içindeki sesleri. Bunlardan bir kısmına 'İyi Ben', bir kısmına 'Kötü Ben' diyorsun.
Bazılarımızı bazılarımıza üstün tutuyorsun. Halbuki 'İyi' de 'Kötü' de sana ait, senden bir parça. Biz hepimiz senden yansımalarız. Yani bir bütünüz aslında."
Huzursuz bir ruhsun. İlla bir yerlere yetişmeye, illa bir şeyler üretmeye çalışıyorsun. Bazen aynı anda beş iş birden yapmaya kalktığın için resmen yere düşüp kapaklanıyorsun. Tek bir iş yap tek bir zaman diliminde. Ne bu acelen? Ne geçmiş ne gelecek var. Sadece ve sadece şu ana ver kendini. Dem bu demdir,
dem bu dem ... Yedi Uyuyanlar o mağarada 300 sene uyudular da sandılar ki birkaç saat geçti sadece. Nedir ki zaman?"
Sadece çocukluk ve ölüm vardır, derdi Gaustin. Ölümden söz etmemek için çocukluktan söz ediyorum.Sadece orada ,çocukluğumuzda, fiilen ölümsüzüz. Çoğu durumda.
Çok yoğun ve yakın bir etkileşim içinde olan, varlıklarını birlikte sürdüren iki sistem birbirinden ayrıldığında, ya da ayrılmaya zorlandığında, aralarındaki özel bağ devam eder. Ve eğer sistemlerden birinde bir şey olursa, diğeri binlerce kilometre uzakta olsa bile ,aynı veya benzer bir şey onda da gerçekleşir. Olağanüstü durumlar için, ölüm ve ayrılıklar için bir teselli.