Ve Tanrı’nın ilk sözünü anımsadım: İnsanın içinde ne olduğunu öğreneceksin. Ve insanda sevgi olduğunu öğrendim. Ve Tanrı bana sözlerini açıklamaya başladığı için sevindim ve ilk kez gülümsedim. Ama her şeyi öğrenememiştim daha. İnsana neyin verilmediğini ve insanın neyle yaşadığını anlayamıyordum henüz.
Kimi vakit bir saat ya da bir gün gibi bir süre bazı bilgilere ulaştığımı hissettim, insan nasıl yaşamı yüreğinde hissederse, onun gibi tıpkı. Bazı düşünceler belirdi kafamda, ama bunları sana söylemem kolay değil. Bak, dostum Govinda, kafamda beliren düşüncelerden biri şöyleydi: Bilgelik bir başkasına anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmayą çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa."
"Şaka mı ediyorsun?" diye sordu Govinda.
"Şaka etmiyorum. Keşfettiğim bir şeyi söylüyorum sana. Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.