Gülfiday

Gülfiday
@Gulfiday
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek !
ÖL
Diyarbakır
İstanbul, 3 Ocak
161 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·1002 syf.·
2021 3. kitabı
Ne yazsam , Nasıl anlatsam eksik kalacağından o kadar eminim ki; okuyunca beni anlayacaksınız. Bin küsür değil yüzbin küsür de olsa okunur ve hiç sıkılmadan yaşanırdı zihinlerimizde yaşattığı mekânlarda. Dili ağır olmasına rağmen o kadar derin ve içine alan bir kitap ki okumak istiyorsunuz , sadece okumak istiyorsunuz... Her karakterin ayrı bir öyküsünün olması ve sadece bir konu üzerinden değil bir çok konu üzerinden giderek muhteşem eseriyle buluşturmuş bizi. Çok büyük bir eser,gerçekten büyük bir eser ! Değil bir kere kaç defa okunur bilemedim. Kitapta sadece karakterlerin hayatlarına değil,aynı zamanda insan psikolojisine,hayatın etiklerine,yazıldığı dönemin Rus aile yapısına,ilişki ağlarına,inanca daha doğrusu hayatta karşınıza çıkabilecek her tür olguya girmiş oluyorsunuz. Bunu yaparken sıkılma,daralma,kitaba ara verme nede ders alırcasına bir dil seziyorsunuz. Üstad sizi muhteşem bir yolculuğa çıkartıp yolculuk sonunda biraz hüzünlendirebilir. Sonrası sizin düşünce şeklinize,nasıl yorumlayacağınıza kalmış... Dostoyevski en sevdiğim yanını şimdi fark ettim! Kitabı yazıyor, bizlere okutuyor sonrasında ise hiçbir yere bağlamıyor ve ipin ucunu bize bırakıyor. "Artık sen buradan sonra ne yaparsan yap"dercesine bırakıyor hem de. Klasik ve saçma olan #Dostoyevski mi #Tolstoy mu karşılaştırmasını mutlaka görüyorsunuzdur mutlaka. İşte en büyük fark Tolstoy konuyu mutlaka ama mutlaka bir yere bağlar .Bu ya inanç olur ya din olur ya aile olur vs. Ama bir yere bağlar, bize bırakmaz. Karamazov kardeşler,uzun bir kitap olmasına karşın sürükleyici kitabı okumuyorsunuz içiyorsunuz âdeta. Belki abartı gelecek ama 10 cilt daha olsa bu konu üzerinden okumaya devam ederdim. Sadece bu ciltten bile Dostoyevski belki on kitap çıkartabilirdi;ama o bizi mest ederek bir kitapta
Düşünce
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 202045,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·342 syf.·
2021 1. kitabı
Oğlak dönencesi,dünyada ki koordinatları hiçe sayan bir yazarın medeniyete,geçmişe-geleceğe,yaşama-ölüme,kasıklara ve zihnin derinliklerine uzanan isyankar ve tutkulu bir yolculuk . Kuralları ezberleri ve tabuları bozup hayata inat dünyaya (tanrıya) meydan okuyan. Feminen bir gözle ise bir erkeğin bilinç altında düşünüp düşünebileceği her şeyin uygulanmış hali olarak da yorumlanabilir. Bazen bir paragraf bazen ise sayfalarca alıntı yapılabilecek bir kitap . Okuyan herkesin farklı farklı düşüncelere -yorumlara sahip olabileceği bir kitap,fazla yorum yaparak etkilenme şeklinize yön vermek istemem. Henry insanlara olan darbesini bu kitapla yaparken;yazar olarak ise kitabı yayınlandıktan sonra kendi ülkesinde (ABD) 20 yılı aşkın süre boyunca yasaklanmış ve açılan davalar sonucunda sakıncalı statüsünden çıkarılarak kendi devrimini gerçekleştirmiş. Türkiye serüveni de pek farklı sayılmaz. Can yayınlarınca çevrilip piyasaya sürüldükten kısa bir süre sonra çabucak toplattırılmış,fakat yasaklandıktan sonra 39 yayınevi bir araya gelip yasaklanma gerekçesi olarak gösterilen kısımların boş bırakıldığı yeni bir edisyon yayımlamışlar. Öyle bir edisyonmuş ki bu, mahkeme kararı uyarınca sakıncalı olarak gösterilen satırlar boş bırakılsa da girişte yer alan iddianame ve raporlar sayesinde ‘yasaklı’ kısımları okumak mümkün kılınmış.Bu kitap hakkında da dava açılmasına rağmen karara bağlanmış davalarda iddianame, savunma ve örnekleri yayımlamak suç sayılmadığından dava düşmüş. Erdal Öz ve Can Yayınları, daha sonra sakıncalı olarak sunulan satırları siyah bantlarla örtüp ilgili tutanakları girişe ekleyerek kitabı yeniden yayımlamış. Nihayetinde bütün yasakları aşarak okurlarına ulaşmış bir kitap .
Hayat
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014741 okunma
8/10
·246 syf.·
2020 31. kitabı
Adem’in Laneti Erkeklerin Olmadığı Bir Gelecek, genetikten hiç anlamayan bir okura bile eğlenceli, öğretici bir genetik dersi deneyimi sunuyor. Adem’in Laneti, kısaca y kromozomunun yapısı ve karakterini anlamanızı sağlayarak başlıyor. Y kromozomunun özelliği, sadece erkekten doğacak oğluna geçmesi ve aynı y kromozomunun nesiller boyunca ilerlemesi. Mitokondriyal DNA yani kadından, doğacak kızlarına geçen mDNA, sakin bir şekilde kadının yumurtalıklarında beklerken, y kromozomu türünü devam ettirmek için daimi olarak savaşçı, açgözlü bir kromozom. Haliyle Adem’in Laneti, y kromozomunun inanılmaz açgözlülüğü ve saldırganlığı. Ki, dünyanın sonunu getirecek olan da tam da bu. Cinsel seçilim, tavuskuşlarında daha parlak, daha uzun bir kuyruğu seçerken, insan türüne döndüğünüzde, önce güçlü, kuvvetli, yaşayabilecek bir erkeği seçerken, sonrasında güç, statü ve serveti seçmeye başlıyor. Kitaptaki Cengizhan’ın y kromozomlarını okurken hayrete düşmemek imkansız. Tüm Moğol imparatorluğu sınırlarında yaşayan erkeklerde bulunan aynı y kromozomu… Y kromozomu her zaman ve sadece babadan oğula geçiyor. Kitabın yazarı Brian Sykes, kendi soyadının peşine düşerek en eski atalarının y kromozomunu buluyor. İngiltere için son derece mümkün elbette, aynı atanın y kromozomu, benzer veya aynı soyadlarda ilerliyor. Her şeyin kaydı ve bilgisi var olduğundan peşine düşmesi zor bir iş olmamış. Bir yandan da farklı genetikçilerle birlikte dünyanın farklı ülkelerinde soyadları ve erkek kromozomlarının peşine düşen Sykes, gerçekten ilginç sonuçlara imza atmış. Kolombiya, İzlanda, Karayipler, Vikinglerin soyu gibi çok çarpıcı örneklerle anlatıyor y kromozomunun maceralarını. Kitabı okurken, timsah, dinozor ve kaplumbağaların doğacak
Bilim
Adem’in LanetiBryan Sykes · Koç Üniversitesi Yayınları · 2017141 okunma
5/10
·56 syf.·
2020 24. kitabı
"Bir Yüreğin Ölümü"nden ise "Bir Kalbin Çöküşü" nü ne kadar aynı kapıya çıksada kitabın içindekilerini baz alarak daha çok beğendim yakıştırdım. Sonu beni çok üzen bir kitap olmuştu. Çıkarılabilecek bir çok ders var kitapta fakat toplum olarak hatalarımızı yanlışlarımızı yaşayarak tecrübe etme taraftarıyız. Bence başkalarının hatalarından,yanlışlarından da dersler çıkartabiliriz bu yakınımızdaki biride olabilir komşunun çocuğuda, tv deki bir filmin konusu veya okuduğumuz bir kitapta olabilir sadece kırmadan dökmeden daha yaşanılabilir bir hayat için bunu yapabiliriz diye düşünüyorum.
İlişkiler
Bir Kalbin ÇöküşüStefan Zweig · Can Yayınları · 201820,5bin okunma
Puan vermedi·216 syf.·
2020 23. kitabı
Feminist bir Ütopya mı ? Kulağa çok hoş geliyor.Cinsiyetçilik yapan bir insan asla değilim fakat bu kitaptan sonra eksikliklere rağmen keşke demedim değil.Erkekler olmadan daha anlamlı,güzel,refah,cinayetsiz, kadınların kendini değerli hissettiği bir ülke mi ben dünya isterdim! Feministler pek sevilmez. Bu doğru, biliyorsunuz. İçinde bulunduğumuz yılda dahi feminizm lafı geçince ortamda soğuk rüzgârlar eser. İnternetteki belli çevrelerde bir küfür gibi algılanıyor. Kadın pop yıldızları ve aktrisler elbette eşitlikten ve benzeri şeylerden yana olduklarını vurguluyorlar, ama kulağa ‘korkutucu’ gelmesin diye de laflarını eğip bükmekten geri durmuyolar. On yıllardır (yoksa yüzyıllar mı?) başat söylem, feministliğin son derece nahoş bir şey olduğunu vurguluyor. Arkadaşının ırkçı şakasını yüzüne vurmak “hoş” değildir. Son çıkan gişe rekortmeni filmdeki apaçık cinsiyetçilikten şikayet etmek “hoş” değildir. “Vücudunla barışık ol” görüşü kimlik politikalarının “hoş” karşılanan bir parçası değildir. “Havalı” insanlar her şeyi bu kadar kurcalamaz. “Havalı” kadınlar şikayet etmez… Charlotte Perkins Gilman tarafından kaleme alınan Kadınlar Ülkesi, üç erkek araştırmacının tamamen kadınlardan oluşan kayıp bir uygarlığı keşfetmesini konu alan son derece hevesli bir bilimkurgu-maceracı öyküsü. Kalbinde ise varlığından dolayı özür dilemeyen feminist bir söylem yatıyor. Gilman kitabında, bazı 21. yüzyıl “ilericilerinin” dahi diplomatik olmak adına çekinecekleri kadar ileri gidiyor Anlatıcı, Vandyck Jennings ve iki yoldaşı, Terry O. Nicholson ve Jeff Margrave erkek maskülenliğinin o kadar mükemmel ve sert karikatürleri ki... Terry hiçbir kadının kendisini reddedemeyeceğini düşünerek şişiniyor, Jeff lütfedermişçesine şövalyevari “iyi çocuk” rolünü oynuyor, Van ise düpedüz sahte
İlişkiler
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,9bin okunma