"Bizim bir yolumuz var mı?" Biz hep uzağa gidiyoruz ve her seferinde ne kadar uzağa gittiğimizi öğrenmek için bir kez daha geri
dönüyoruz. Her geri dönüşümüzde, artık geri dönemeyecek kadar uzaklaştığımız söylüyoruz kendimize. Ama bu itiraf ruhumuzdaki izleri silemiyor bir türlü. Bir türlü geri dönmekten vazgeçiremiyor bizi. Kendi suçunun etrafında dolaşmaya mahkum suçlular gibi biz de, yabancılaşan belleğimizi temize çıkarmak için kalkıp yeniden bu yolculuğa çıkıyoruz.
Biz bir tek güz tarafından kandırılmayız. Kış, beyaz cüssesinin altında hep bir şeyler gizler bizden; bahar, eceli tez çiçeklerinin rengiyle avutur gönlümüzü; yaz, içimizde doyumsuz bir atı koşturur durur, yol hiç bitmeyecek sanırız. İnanın, bir tek güz yalan söylemez bize; o, kendisinden sonra yalnızca ölümün geldiğini gösteren sayısız işaretle doludur. Güze vardığımızda, kendi çıplak gerçeğimize de varmış oluruz: Ölümlüyüz.