Barris, "Asla cinayet işleyenlerin yanında olmam," dedi.
"Yavaş cinayetler vardır, hızlı cinayetler vardır," dedi Fields. "Beden cinayetleri vardır, akıl cinayetleri vardır. Sizin korkunç okullarınızda işlediğiniz cinayetler gibi
I work all day, and get half-drunk at night.
Waking at four to soundless dark, I stare.
In time the curtain-edges will grow light.
Till then I see what’s really always there:
Unresting death, a whole day nearer now,
Making all thought impossible but how
And where and when I shall myself die.
Arid interrogation: yet the dread Of dying, and being dead, Flashes afresh to hold and horrify.
The mind blanks at the glare. Not in remorse
—The good not done, the love not given, time
Torn off unused—nor wretchedly because
An only life can take so long to climb Clear of its wrong beginnings, and may never;
But at the total emptiness for ever, The sure extinction that we travel to And shall be lost in always. Not to be here,
Not to be anywhere, And soon; nothing more terrible, nothing more true.
This is a special way of being afraid No trick dispels. Religion used to try, That vast moth-eaten musical brocade Created to pretend we never die, And specious stuff that says No rational being Can fear a thing it will not feel, not seeing That this is what we fear—no sight, no sound,
No touch or taste or smell, nothing to think with,
Nothing to love or link with, The anaesthetic from which none come round.
And so it stays just on the edge of vision,
A small unfocused blur, a standing chill
That slows each impulse down to indecision.
Most things may never happen: this one will,
youtube.com/watch?v=TP4y-kZ...
Farzet ki bir ışınlanma makinesi icat edildi. Bu makine, seni oluşturan bütün atomları ve dizilimlerini bilgisayar verisine çevirip A makinesinden B makinesine aktarıyor. Daha sonra B makinesi aldığı verileri kullanarak senin birebir kopyanı inşa ediyor. Bu sırada da A makinesi seni yok ediyor. Sence “ben” olarak tanımladığın şey B makinesindeki senin kopyanda oluşur mu? Materyal olarak hiçbir farkınız yok. Tüm anılarınız, hafızanız da aynı. B makinesinde oluşan canlı, A makinesini kullanarak oraya ışınlandığına yemin edebilir.
Eğer benliğin de oluşabileceğini düşünüyorsan; öyleyse A makinesi seni yok etmeseydi ne olurdu? İki tane “sen” mi olurdunuz? Eğer böyle bir şey olabiliyorsa aynı atomları ve atom dizilimlerini bilgisayar ortamında simüle etmenin ne farkı var?
Benliğin oluşamayacağını düşünüyorsan neden öyle düşünüyorsun? Vücudumuzun atomları sürekli değişim halinde, hiçbir zaman biriminde öncemiz ve sonramız tamamen aynı değil. Uyuduğumuz andaki beynimizin materyal kompozisyonu ile uyandığımız andaki beynimizin materyal kompozisyonu aynı değil. Öyleyse uyuduğumuzdaki “ben” ile uyandığımız andaki “ben” aynı olabilir mi? Belki de uyuduğumuz zaman ölüyoruz, uyanan başka bir kişi oluyor. Fakat tamamen aynı hafızayı paylaştığımız için canlı olan “ben” sürekli kendisini aynı “ben” zannediyor. Bunu felsefede “Aynı nehire iki defa giremezsin” diyerek özetlemişler.
Kısaca ben, “ben” diye bir şeyin var olduğuna inanmıyorum. Bilinç dediğimiz şey tamamen hafızamızdan ibaret. Hiç kimse, bir saniye önceki bilinciyle, şuanki bilincinin aynı olduğunu iddia edemez.